
Neler Okuyacaksınız
Sevgili İstanbullu Kardeşlerim,
Bu ana kadar yaptığı konuşmalarıyla bizi aydınlatan, fikirleriyle doyuran sevgili üstadlarım ve sevgili arkadaşlarım. Musiki ziyafeti ile gönüllerimizi ihya eden kıymetli müzisyen arkadaşlarım. Ekranları başında bizleri keyifle izleyen yüce milletim… Saygı, sevgi ve hürmetlerimle sizleri selamlıyorum.
Ahmet Yesevi, Hünkâr Hacıbektaş’ı Anadolu’ya Gönderiyor
Kardeşlerim, Allah'a şükürler olsun, Hacı Bektaşi Veli'nin nefesi ve eli bizimle beraber. Allaha ne kadar şükretsek az Hacı Bektaş ile isterseniz yola çıkalım, 1071’de Anadolu kapıları Alparslan cennet mekâna açıldı. Malumunuz 50 bin kişilik bir ordu, 200 bin kişilik Romen Diyojen ordusunu mağlup ediyor. Anadolu kapıları Türklere açılıyor. İslamlaşma Anadolu'da başlıyor. Ama ne zaman? 1215 yılı itibariyle Hacı Bektaş ve arkadaşları, Hoca Ahmet Yesevi'nin dergâhında aldığı eğitimden sonra Anadolu topraklarına ayak basıyor. İşte gerçek bir Müslüman Türk eri ve bir maneviyat şahsiyetiyle karşı karşıya geliyor. Hacıbektaş’ın anası bir Türkmen Türk’üdür. Babası Arap’tır. Enteresandır, Hacıbektaş’ın Türklere karşı anasına olan sevgisinden dolayı muhabbeti sonsuzdur. Bu nedenden olacak ki Ahmet Yesevi, yetiştirdiği, irşat makamına getirdiği Hünkâr Hacıbektaş’ı Anadolu’ya gönderiyor. Bugünki Hacıbektaş’a geliyor. Geldiğinde onu karşılayan enteresandır, Türkmen Türkleri… Fakat o günün Türkmen Türkleri henüz Müslüman olmamış. Eşkıya insanlar, yolsuz insanlar, hırsız insanlar yani nerede akşam nerede sabah enteresan tipler. Kara gözlü insanlar aynı zamanda. Onlarla birlikte Hacıbektaş, önce ahlaki hamide örneği olarak bir insanın nasıl olması gerektiğinin örneklerini veriyor. Nezaketi ve nezafeti ile beraber karşısındaki o insan kitlesini müthiş derecede etkiliyor. Ve hepsi, Allah Allah "Yahu biz insan gördük ama bunun gibisini de görmedik" demeye başlıyor.
Müslüman Türk, Hacı Bektaş'ın Teknesinde Yoğurulan Bizleriz
Ve Hacıbektaş, tek tek Türkmen Türklerini İslamlaştırıyor. Uzun hikâye, İslamlaştırdıktan sonra Hacıbektaş'a sadece onlar gelmiyor. Orada Yezdani var, Keldani var, Süryani var, Rum var, Ermeni var, Kürt var, Laz var, Çerkez var, yani Anadolu'da bugün olan bütün etnik grupların tamamı var. Bunları alıyor, eliyle beraber hamur yoğurur gibi İslam Türk medeniyeti ile yoğuruyor, Hacıbektaş bu. Burada öyle bir medeniyet inşa ediyor ki Allah şefaatinden ayırmasın, işte o insanların tamamı, Yezdani’si, Keldani’si, Ermeni’si, Rum’u, Laz’ı, Kürt’ü, Çerkez’i, Arap’ı, Boşnak’ı ne varsa; “hep biz Müslüman Türk'üz” demeye başlıyorlar.
Müslüman Türk kim? Hacı Bektaş'ın teknesinde yoğurulan bizleriz. Şimdi o gün yoğurulan pişmiş aş haline gelen bu taamı kim parçalayabilir ki? Kim bunu lime lime yapabilir ki? Şu nasipsizlerin haline bak. Kalkmış, "Ben milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum eziyorum.” Sen kendi kafanı eziyorsun, haberin yok. Hacıbektaş uzun bir dünya, umman… Onu inşallah farklı bir zamanda sizlere anlatacağız. İnşallah Cenab-ı Hak nasip eder, arkadaşlarıma şimdi buradan teklif ediyorum: “Hacıbektaş'ta geçen sene olduğu gibi bir program yapıyorsunuz ve ben Hacı Bektaş'ı orada anlatıyorum.”
Hacı Bektaş, Müslüman Türk Medeniyetinin Temellerini Attı
Ama Hacı B ektaş’ı Bektaş yapan kim? Şimdi gelin, Biraz da oraya geçelim.
Sevgili kardeşlerim bugün Anadolu'da kabul etsek de etmesek de fitne tohumlarını ekenler bu milleti bölük pörçük yapıp ayırmaya çalışıyorlar. Şimdi Allah aşkına elimizi vicdanımıza koyalım ve soralım. Acaba kim Türk olduğu için, kim Kürt olduğu için, kim Arap olduğu için, kim Laz olduğu için hakir görülmüş ve birbirine olan husumetlerinden dolayı bir tane kavga yapmıştır? Söyler misiniz? Var mı böyle bir şey? Yok. Peki, bu akil kişiler kimleri barıştıracaklar? Bunların derdi ne Allah aşkına? Sanki milletin arasında bir kavga var, bir gürültü var da gelecek, eee bunları barıştıracak. Biz bir bilek, bir yürek olduk. 1200lü yıllardan bu tarafa. Hiçbir güç, bir kuvvet bunu ayıramaz, bizim adımıza Müslüman Türk, Türkoğlu Türk denir.
Şimdi Büyük Ortadoğu Projesi ile beraber ha hatırıma geldi kusura bakmayın. Bakın burada bugün konuşan kardeşlerimi ben televizyon ekranlarında takip ettim. Bir tanesi ne dedi Gençlik Kolları Başkanı, "Benim babam Türkçe bilmez. Ben Kürt’üm. Ama Türkoğlu Türküm burada.” Onu söyledi değil mi? Bir tane, bir tane kızım, bir tane kızım öğretmen, Türkçe öğretmeni, Edebiyat öğretmeni ben de lazım. Annem kendi arasında arkadaşlarıyla Lazca konuşur. Ben de Türkçe öğretmeniyim. İşte bu unsurları bir araya getiren Hacı Bektaş, Müslüman Türk medeniyetinin temellerini attı. O gün attı, kıyamet sabahına kadar bu millet böyle gidecektir. Arap’ı da Türk'tür, Arap’ı da Türk'tür, Laz'ı da Türk'tür, Kürt'ü de Türk'tür, Boşnak’ı da Türk'tür. Hepimiz Türkoğlu Türk’üz.
Anadolu’yu Herkes Elimizden Almak İstiyor
Ayrıca insanl ık tarihinin iki en eski milleti vardır: Bunun biri Çin, diğeri de Türk milletidir. Şimdi bizi gözden kaçırmak isteyenler Çinin tarafına mı geçtiler? Lütfen bize hesap versinler. Acaba bunların aslı Çin mi? Biz bunların Türk, Müslüman biliyorduk. Yoksa “hayır Müslüman değiliz, Çinli olduk" mu diyorlar Allah aşkına? Şimdi o zaman diyelim ki; bunları sehven konuştular, anlamadılar, tövbe ettiler, nadim oldular. Biz de onları kabul ettik. Var mısınız? Sevgili kardeşlerim, bütün bunlar neden oluyor biliyor musunuz? Oturduğumuz, üzerinde oturduğumuz Anadolu coğrafyası, çok kıymetli. Birçok medeniyetin yoğrulduğu, yıkıldığı, yapıldığı bir yer. Bu yeri herkes elimizden almak istiyor. "Anadolu mu? Bizimdir.” Avrupalıya git sor: “Anadolu kimin?” “Bizim” der. Amerikalıya git sor: “Anadolu kimin?” “Bizim” der. Hatta Çin'e git, o bile göz koyar. Manyaklar, biz size burasını verir miyiz ya?
Şimdi imla kaçığı olan cümleler vardır. İşte onlara yapıştılar, onları ikna ettiler, zannettiler ki; "Yahu biz Türkleri ikna ettik." Oğlum, onlar imla kaçığı. Onlar imla kaçığı; düzelteceğiz onları. Virgülünü de koyacağız, noktasını da koyacağız. Onları da kaybetmeyeceğiz. Çünkü biz Hacı Bektaş'ın torunlarıyız. O kimleri adam etmiş? Bizim niçin bunları adam etmeyelim.
Büyük Ortadoğu Projesi ile beraber asıl hedef Anadolu coğrafyasıdır. 22 İslam Ülkesi, ismi geçmiş olsa da onların üzerinde durduğu coğrafya, şu anda oturduğumuz coğrafyadır. Ha, peki, başarabilecekler mi? Evet, sizler var olduğunuz müddetçe, bizler var olduğumuz müddetçe bunların başarması asla mümkün değildir.
Muhammed Mustafa'yı Resul Olarak Kabul Etmeyen Gavuroğlu Gavur Olur
Sevgili kardeşlerim, çünkü biz hepimiz Ehlibeyt ‘in üstünlüğüne inanmış ve hepimizi bir bilek bir yürek yapacak bir teze gönül verdik, baş koyduk. O bakımdan her an birbirimize doğruyu, hakikatleri, güzellikleri anlatacağız. Üzerimizde oynanan oyunların mahiyetinin ne olduğunu tek tek izah ettikten sonra bir cephe olmamız gerektiğini de tam manasıyla ortaya koyacağız. Biz hangi cephedeyiz? Biz Müslümanız, elhamdülillah. O zaman biz Allah'ın cephesindeyiz. Yani onun yanındayız, onun dediği yoldayız.
Peki, gel bakalım. Allah, bize örnek olarak kimi gösteriyor? Kimi öyle ya? Mademki biz Rabbimize inandık, Allah'ımıza inandık. Öyle ya bize düşen görev onun dedikleri ile beraber olmak, Bir. “Muhammed Mustafa’m ile beraber olacaksınız.”
Olduk mu? Olduk mu? Evet, ha şimdi bunlar imla kaçığı olduğu için tabi okumasını bilmiyorlar. Kelime-i tevhidden, şehadetten Muhammed Mustafa'yı silmeye çıkarmaya çalışıyorlar. Benim salak oğullarım, ahmak oğullarım. O zaman sizin adınız Müslüman olmaz, gavuroğlu gavur olur.
Samimi konuşuyorum, şimdi size birisi gelse "Ben Muhammed Mustafa'yı resul olarak kabul etmiyorum" dese, arkadaşınıza ne dersiniz? Ulan bu gavuroğlu gavur ya. Sadece gavurlukla da bırakmadınız, babasını da gavur, anasını gavur yaparsınız. Şimdi imla kaçıkları bunlar. Bunlar imla kaçığı. Ha niye biliyor musun? Tabi hafızaları bunlar öyle derin değil. Pennsylvania’da oturduğu için zekâları, akılları bir gidiyor, bir geliyor. Bir gidiyor, bir geliyor. Ne diye gidiyor ne diye geliyor? “Yahu burada kalıp ben İsa'ya mı evet desem, Türkiye'ye gidip Muhammed'e mi? İsa'ya mı evet desem, burada Musa da var, Musa'ya mı evet desem”, bir gidiyor, bir geliyor. Buradakiler diyor: “Sakın ha Muhammed'i de unutma.” Bilmiyorum, kulaklarıma ses geliyor, “hayır hocam onlara onların dilinden konuş.” Ama benim duyduklarım çok derinden duyar. Bunlar Türkiye'de oturduğu için Muhammed Mustafa'yı unutmadılar. Akıl zayiatını Allah kimseye vermesin. O olunca akaid kuralları unutulur, Muhammed Mustafa'yı inkâr edene de Müslüman denir. Seni cennetten çıkartırlar, onları koymaya çalışırlar. Evladım orası ahır olsa doğru.
Benim dediklerimi yanlış anlamayın, bana ait sözler değil. Kimin sözü? Allah ve Resul'ünün sözüdür, beyanıdır. Yani “Haydar Hoca dedi” demeyin, “Allah” dedi, “Muhammed” dedi. Allah'a ve Muhammed'e iman etmeyen Müslüman olamaz. Bunlar onun için, onun için. Evet, hataları var, cümle hataları var ama bunlar hep ofsaytta kalıyor. Az evvel Trabzonspor da bana şey verdi, onların diliyle de konuşalım. Öyle mi? Öyle değil mi hep ofsayt hep ofsaytta kalır. Yani bunların attıkları gol nizami değil. Sahanın dışından gol atılmaz. Ama biz şimdi sahanın içinden gol atıyoruz. Şu anda kaç sıfır oldu biliyor musunuz? Tam 10-0.
Ehlibeytle Olmak Tertemiz Olmak Demektir
Sevgili İstanbullular, ekranları başında bizi takip eden kardeşlerim, yüce milletim. Bakınız, ikincisi.
Peygamber'i -bir- kabul etmek. Peki, ikinci kiminle beraber olmak lazım? İsterseniz gelin ayet-i kerimede onu görelim. “Yüce Allah ancak ve ancak Ehlibeyt ‘ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.” (Ahzab Suresi, 33. Ayet) İşte bununla beraber olmamızı istiyor Allah.
Ehlibeytle, ehlibeyt neymiş? Hiçbir pislik taşımayan tertemiz Allah'ın sevdiği, seçtiği insanlar. Kim bunlar, biliyorsunuz değil mi? Ama hatırlama babından, unutanınız vardır, ben bir tekrar edeyim. Başta, Allah sevgilisinin damadı, Ebu Talip’in oğlu İmam Ali. İki, Hz. Fatıma Anamız, peygamber aleyhisselam efendimizin biricik kızı. Üç, torunu İmam Hasan. Dört, yine torunu İmam Hüseyin. Başta Cenab-ı Hak Peygamber Efendimiz, Ehlibeyt de sıralama Hazreti Fatıma, İmam Ali sonra gelir. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin. Bu beş ismin adına ne denir? Ehlibeyt denir. Ehlibeyt, bununla bunlarla olmamızı kim istiyor? Bunlarla olmak ne demektir? Tertemiz olmak demektir. Tamam mı? Peygamber aleyhisselam Efendimizin lisanından Allah “De ki! Ben bu Peygamberimi tebliğe karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum." (Şura Suresi, 23. Ayet) Cenabı Hak Resulullah'ın dilinden bak bizden ne istiyor? Onları sevmemizi istiyor. "Ben sizden hiçbir şey istemiyorum" diyor peygamberimiz.
"Ben İslam için sizin için cihad ettim, yaralandım, dişim şehit oldu, ayaklarım kan içerisinde kaldı. Taif'e hicret ettim, kan ter içerisinde Cebrail bana geldi: “Ya Muhammed, dile şu iki dağı Allah bir araya getirsin, bu Taiflileri helak etsin.” “Ben de hayır, rahmeten lil alemin olarak, Allah'ın peygamberi olarak ben bunların helak olmasını isteyemem.” “Ne, ne istersin?" “Allah'ın rahmetiyle hidayet bulmalarını isterim.”
İşte o rahmet peygamberinin, “Allahümmehdi kavmi fe innehüm la ya’lemun.” “Ya Rabbi bunlar seni ve beni tanımazlar, onun için isyan ederler, bunlara sen hidayet lütfeyle.”
İşte o peygamberle beraber olmamızı kim istiyor? Allah istiyor. Şimdi peygamberi kabul etmeden Müslüman oldum diyen adamı bu ayeti, bu hadislere göre Allah kabul eder mi? Sesiniz açıktı, kabul eder mi?
HAYIR
Cennete koyar mı?
HAYIR
Niye bunlar ofsaytta kaldılar, imla kaçığı bunlar.
Sevgili kardeşlerim, burada birçok ayet-i kerime var daha okuyabiliriz ama vakitte çok geçti. Diğer konularım da var benim. Bakınız, bizim mezhep imamlarımız var, kim? İmam-ı Azam, İmam-ı Şafi, İmam-ı Maliki, Ahmed bin Hanbel. 4 mezhep imamızın da ittifak ederek söyledikleri İfade ettikleri mesela İmam-ı Şafi buyuruyor ki: "Yukarıda okuduğum ayet-i kerime indikten sonra Ehlibeyti sevmek farz-ı ayndır." Bunu kim buyuruyor? İmam-ı Şafi Hazretleri. Şimdi Cenab-ı Hak sadece onlarla beraber olmamızı istemiyor, bir de onları sevmemizi istiyor.
Tarih Boyu İçimize Giren Fitneler Müslümanları Birbirine Düşürdü
Değil mi arkadaşlar? Olay bu kadar açık olarak ortadayken, tarih boyu içimize giren fitneler Müslümanları birbirine düşürdü. Aynı oyunu da bugün Türkiye'de sergilemeye, dünyada ortaya koymaya çalışıyorlar. Bu oyunu bozmaya var mısınız arkadaşlar?
Şimdi, bilmem ne adında bir tanesi kalkıyor; Esad benim babamın oğlu değil sevgili arkadaşlar. Esad ne yapmış, kötülük mü yaptı? Türkiye ile kavga edelim, savaşalım mı söyledi? Müslümanları defedelim, reddedelim mi söyledi? Hayır, hiç kimseye bir zararı dokunmadı. Aksine Sayın Başbakan'ın hanımını aldı sarayına gitti. Onu, ona ciddi bir misafirperverlik ortaya koydu. Oğluna, kızına, gelinine, hanımına, izzette ikramda bulundu. Nereye kadar? Amerika Birleşik Devletleri'nin Hariciye Vekili, Sayın Başbakanımız ile konuşuncaya kadar. Bir de baktık ki o sevdalıklar tükendi. Aldı tüfeği, namluyu doğrulttu Esad’a. “Ben sana demiştim ki…"
Ne dedin? Hiçbir şey.
"Sen benim dediklerimi duymadın ki."
Ne dedin de seni duymadı.
Arkadaşlar, bir insan, hele bir Türk, Müslüman Türkoğlu Türk, bunu asla yapamaz. “Biz elimizi uzattığımız yere -atasözüdür- ayağımızı uzatmayız.” Ya nasıl bir zihniyet ki önce elini uzatıyorsun, sonra elini öpüyorsun, ayağını uzatarak hakaret ediyorsun. Bizim edebimizde terbiyemizde vallahi de yok, billahi de yok. Ha niye böyle yapıyorsun? Bunların imlaları kaçık. İmlaları kaçık olduğu için hata devam ediyor.
Ehlibeyt Davasına Bizim İmamlarımız Ruhunu, Canını, Başını Koydu
Sevgili arkadaşlar, peki bizim mezhep imamımız? Ben Hanefi’yim. Hanefi mezhebindenim. Bizim mezhep imamımızın Ehlibeyt hakkındaki görüşü ne? Başta İmam-ı Ali olmak üzere 12 imama sadakatle sahiptirler. Onların bütün davalarına destek vermişlerdir. Ehlibeytten olan, o yoldan gelen her kim var; madden, manen onların yanında olmuş. Emevi devleti dedi ki: " Sen iyi, güzel yapıyorsun da biz sana ne verelim? Kadılık verelim, bu sevdadan vazgeç.” İmam-ı Azam büyük imam, kadılığı kabul etmedi. Dediler, "Herhalde verilen mevki az geldi, bakanlık verelim sana, Adalet Bakanlığını." Yine “hayır kabul etmem” dedi ve İmam-ı Azam'ı döverek hapiste şehit ediyorlar. Ehlibeyt davasına bizim imamlarımız hem ruhunu koydu hem canını hem başını koydu. Böyle bilesiniz.
Günümüzde, günümüzde sanki bu bir batıl yolmuş gibi, benden evvel konuşan arkadaşlarım dediler, bazı cübbeliler çıkıyor, “Aa Şii mi Alevi mi öldürmek caizdir." Allah seni ıslah etsin. Ulan, sen böcek mi öldürüyorsun? Neymiş, Alevi öldürmek caizmiş. Böyle bir şey olabilir mi?
"Ehlibeyt Nuh'un Gemisi Gibidir. Bu Gemiye Binen Kurtulur”
Şimdi geleceğim, Alevilik ne? Ben onlara şimdi huzurlarınızda İstanbul'da hodri meydan diyorum. Ben bir Sünni’yim, Sünnilik hakkında bana bir tek ayet delil göstersinler. Bir tane, iki tane istemiyorum. Ama gelsinler, onlara ben Ehlibeyt hakkında onlarca ayet göstereyim. Onların bu yaptıkları yobazlıktır. Bu onların bu yaptıkları cehalettir, onların bu yaptıkları büyük bir gaflettir ve İslam'a ihanettir. Bunu böyle bilesiniz.
Kitabı buraya aldım ama, -baba- burada bir sürü hadis var. Binlerce hadis var, sadece bu kitabıma ben 500 tane Ehlibeyt hakkında hadis aldım. Sadece bir tanesini burada ifade edeyim: "Ehlibeyt Nuh'un gemisi gibidir. Bu gemiye binen kurtulur." Kim söylüyor? Allah'ın sevgilisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Şimdi biz Sünniler olarak hepimiz bu geminin içindeyiz. Geminin dışındakiler zaten battı, helak oldu. Ne şalvarı kurtaracak ne cübbesi kurtaracak ne sarığı kurtaracak ne sakalı kurtaracak onları.
Allah Tarafından Tayin Edilen Hidayet İmamı Ali’dir
Evet, sevgili kardeşlerim, sahabenin biz her birini başımızın tacı yaptık. Ama bir de bunun imamı var, Allah sevgilisinin halifesi var. Niçin bu kadar işin içine giriyorum? Bazıları, cahilce konuşup “hoca o konulara giremiyor.” Gel hodri meydan, girelim. Gel, gel, gelin de senin ben ipliğini pazara çıkarayım.
Allah sevgilisi, Gadir-i Hum denilen yerde bir hutbe irad ediyor. “Bir, Ali Bin Ebi Talib benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir. Ve benden sonraki halifemdir, Ali.” Resulullah'tan sonra, halife kimmiş? Hz. Ali. Hutbenin bir yeri bu. İki, “Allah Resulü'nün halifesi odur. Müminlerin Emir'i odur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı Ali’dir.”
Şimdi bu sahtekârlar, cellatları bulmuşlar, evliya yaptılar. İmam Ali'ye varis ilan ediyorlar. Hadi, serseri manyak ruh hastası.
Atmıyoruz, hep hazırlıklar elimde, yanlış anlamayın. Hepsinin delili var. Ne dediler ne demek istediler? Nasıl ümmeti kandırdılar?
Sakalına, Cübbesine Bakarak Aldanırsanız Ülke Elimizden Çıkar
Ve onların y olundan gelen aldanmışlar, aldananlar, Osmanlı'nın son döneminde sevgili kardeşlerim, İngiliz Muhipler Cemiyeti'ni kurdu. Kim? Sakalı göbeğinde, cübbesi sırtında, sarığı başında. Ne denir bunun adına? Hain. Bunların askerleri, bunların adamları. Yetmedi, yetmedi daha Kürt Tali Cemiyeti'ni kurdular. Osmanlı’nın Devlet-i Ali döneminde ayrılık, gayrılık yoktu. Herkes Ümmet-i Muhammed kelimesi altında kardeşti. Yani din kardeşiydi. İslam kardeşiydi. Geldiler dediler ki: “o zaman biz İttihat-i İslam'ı kuralım öne çıkalım.” Kime bunu kurdurdular? Yine sakallı cübbeli bir İngiliz ajanına. Şapkası da var sakalı da var cübbesi de var, hepsi var. Bunlar böyle adamlar. Şimdi bunların da evveline gideceğiz. Akıllanmadılar, gidecek miyiz? Evet, gideceğiz. Tabi bir adamın aslı nesli o olur da sonra "Ben İslam'ı getireceğim" derse, bir de bakarsınız arkasından İngiliz, Amerikan projesi çıkar. Aldanmayacaksınız, şekillerine bakarak aldanmayacaksınız. Aldanırsanız, Allah korusun, ülke elimizden çıkar.
Anadolu Evliyasının Başkumandanı Hacı Bektaşi Veli
“Ey insanlar! Bu Alidir, -Hz. Ali'yi gösteriyor.- O benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir.”
Kim bu? Hz. Ali. Ey insanlar, az evvel ben niye bayram ettim, şimdi gelin bir de onun nedenine inelim.
“Ey insanlar, ben hilafet emirini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum.” Hacıbektaş kim? Hacıbektaş kim? O yolun kumandanı, Anadolu Evliyasının Başkumandanı Hacı Bektaşi Veli. Resulullah'ın, Ehlibeyti'n sülbünden, onun devamı burada. Onun için büyük bir devrim oldu. Onu anlatmaya çalıştık. Musa Kazım Hazretlerinin torunu burada, büyük bir devrim oldu. Anadolu'nun tapusu elimize geçti. Sağ olun, var olun, Allah sizlerden razı olsun.
Şimdi tamam da hocam ya, sen bir kitabı buldun, o kitaptan okudun da okudun. Bize de okutuyorsun. Yok, ben bir kitaptan okumadım bunları. Şimdi huzurlarınıza o kadar kaynaklar çıkartacağım ki; itiraz edenler kaçacak delik bulamayacaklar aynen İran Şahı gibi. İran Şahı'na, koca dünya fare deliği kadar küçük geldiydi, biliyorsunuz. Ha şimdi onlar da öyle olacak. Burada 220 tane kaynak, kaynak eser. Hem de Sünni. Bir tane Alevi, Şii yok. Sünni kaynaklar bunlar. Anlaşıldı mı? Şuradan oku ben 40 tanesini okuyacak noktaya getirdim. Bakın, burada bunların tamamı kaynak eser. Hepsinin ismi var. Anlaşıldı mı? Anlattıklarımın ispatı, eserlerde. “Hayır, Hoca, sen yalan konuşuyorsun, şu kaynakta senin dediğini yalanlıyor.” diyorlarsa hodri meydan, çıksınlar.
Nişaburî, sünni dünyasının en büyük uleması, alimlerinden biri onun eseri.
İbni Asakir yine sünni alimlerinin en önde gelenlerinden.
Asgalani keza öyle. Bunlar doruk noktada. Ben Sünni tahsili yaptım, Alevi tahsili yapmadım ha. Düşünün ki: “bir de Alevi tahsili yapsaydım ne olacaktı bunlar?”
Yani bunlar 220 tane eser ve âlimler, Sünni âlimler.
Biz Hepimiz Türk Vatandaşıyız
“Hocam güzelde, neden bunları böyle öne koydun?” Şu anda ülkede ne diyorlar? “Kavga var.” Yani biz Kürt kardeşlerimizle kavga ettik. Var mı böyle bir şey? İşte o yalanın ispatı, buradan geçiyor. Büyük bir yalan. Başka ne söyledim? Hiçbir Türk kardeşimiz Kürt olduğu için bir kardeşimle kavga etmedi, ayrılık yaratmadı. Ha, Türkiye'de bozukluk oldu mu? Oldu. Kim yaptı bunu? Şu andaki siyasiler gibi siyasiler yaptı. Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurduğu zaman bütün bu etnik grupların adına Türk milleti unvanı adı altında vatandaşlık hakkı verdi. Yani biz hepimiz Türk vatandaşıyız. Keldani’si, Yezdani’si, Süryani’si, Boşnak’ı, Arap’ı, Acemi, Türk’ü, Kürt’ü ne varsa hepimiz Türk vatandaşıyız. Türk vatandaşı hukuk önünde eşittir. Ülkenin bütün meselelerinde eşit haklara sahiptir.
Mesela, bu an bir kardeşim Laz olsun, Kürt olsun, Çerkez olsun, isterse öğretmen olabilir mi? Mühendis olabilir mi? Doktor olabilir mi? Ne bileyim çöpçü olabilir mi? Asker olabilir mi? Her şey olabilir. Milletvekili olur, bakan olur, başbakan olur, cumhurbaşkanı olur. Türkiye'de bunların hepsi oldu mu? Peki, sen hangi hakla diyorsun ki: “Türkiye'de ayrılık var?” Bu ayrılık bizim yasalarımızda, devletimizde değil. Bunu yapmayan sen, siyasiler, yıllarca bu insanların haklarını vermedi. Sadece onlara mı? Gidin Karadeniz'e. Ben Karadenizliyim. Vallahi de billahi şu an bile yolun gitmediği köyler var, elektriğin ulaşmadığı yerler var, suyun bulunmadığı yerler var. Sen Marmara'da, Ege'de, şurada, burada bacak bacak üstüne atıp efendim gibi çayını kahveni yudumluyorsun ama oradaki insan bütün haksızlıklara maruz kalarak her türlü ezayı ve cefayı çekiyor. Ama onlar bir gün ayağa kalktı isyan etti mi?
Bugün T ürkiye'de kardeşlerim her türlü insana üzerine gidilmiştir. Şahsen bendenizin üzerine öyle gelindi ki, 35 bin sayfalık dava dosyam var. Benim ağzımdan bir defa Türk devletini eleştirdiğimi gördünüz mü? Peki, benim üzerime kim geldi? Devlet mi? “Hayır” Yasalar mı? “Hayır” Siyaset içerisinde ihanet yapan adamlar benim üzerime geldi. Ama hukuk önünde, adalet önünde onları ben paramparça yaptım, sıfırla hepsini çarptım. Düşünebiliyor musunuz?
Devleti Suçlu Gösterip Bu Milleti Parçalamak İstiyorlar!
Sevgili kardeşlerim , düşünebiliyor musunuz? 35 bin sayfalık bir davada bir nokta kadar hata bulup ceza veremiyorlar, sağ olsun adalet var olsun hukuk, var olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Eğer bu hainler, eğer bu hainler iddialarını batıl yalanla ispat etmiş olsalardı, bizler bugün burada olabilir miydik? Ben 1980'de içeri alınanlardandım. Yanlış anlamayın. 80 Cumhuriyeti koruma kollama harekâtında içeri alındım. İçeri girdik, sağcı arkadaşlarım solcu arkadaşlarım… Önlerine geçtik imamlık yaptım. Arkamda sağcı da namaz kıldı, solcu da namaz kıldı. Sonra Nuri Aydın diye bir arkadaşım var, "Yav Hoca” dedi. “Sen bizi hep Müslüman edeceksin burada." "Oğlum, siz zaten Müslümansınız." Ve biz, ben 40. gün oradan çıktım. Allah inandırsın, Yüzbaşı, şu anda ismi hatırımdan çıktı. Benden sonra çıkan adamlara şunu söyledi: "Biz burada sağı da gördük, solu da gördük. Ama biz burada Haydar Hoca'yı tanıdık."
Sevgili kardeşlerim, bu vatan bizimdir. Bu millet bizimdir. Bu devlet bizimdir. Bu asker bizimdir. Onlar çatlasa da bizimdir, patlasa da bizimdir. Hiçbir şey onlara veremeyiz. Hiçbir şey onlara veremeyiz. Burada milli kahramanlar, mutlaka bakın, sülalemizde bir şehit vardır. Mesela benimkinde iki tane şehit var hem ana tarafından hem baba tarafından. Benim babam 6 yıl askerlik yaptı, amcalarım 4'er yıl Bahriye askerliği yaptı, yav ben de askerlik yaptım. Ben de şerefli bir Türk subayıyım elhamdülillah. Şimdi sevgili kardeşlerim, bu adamların yapmak istediği ne? Yalanlarla, dolanlarla devleti suçlu gösterip bu milleti parçalamak istiyorlar!
Niye? Bahsettiğim Büyük Ortadoğu Projesi münasebetiyle. Ama kim demiş kendi projesi de değil bu ha yanlış anlamayın. Amerika Birleşik Devletleri'nin projesine bu adamlar çanak tutuyorlar. Allah seni ıslah etsin. Ulan bu Amerika'dan kimseye yar olmadı. Az evvel Şahtan bahsettim, Şah kadar ona dost olamazsın. Ne oldu sonra? Humeyni geldi, Şah bir kaçtı daha geriye dönemedi. Ölmek için vatan aradı. Dedi ki: "Bir fare deliği verin bari orada ölelim." Böyle öldü gitti.
Ya, Irak'ın başındaki adam kimdi? Saddam. Saddam kimin adamıydı? Amerika'nın adamıydı. Amerika'nın adına İran'a vurdu. 9 yıl bu savaş sürdü. Sonra ne oldu? Bir bayram sabahı Amerika'nın adalet mekanizması geldi, ipini çekti. E benim kardeşim, yahu ona kurban olanı, o da kendine, kendine değil, bütün insanlığa kurban seçiyor. Sen de lütfen bu kurban olma. Olma bu kurban? Sen bizdensin, sen bizdensin, onlardan değilsin.
Atatürk Aleyhinde Konuşanlar, İngiliz Ajanıdır
Sevgili arkadaşlar, ayıktırmamız lazım. Şimdi bunların, evet, Atatürk'e husumeti de fazla. Niye? Atatürk milli bir adam değilmiş, Atatürk Müslüman değilmiş, Atatürk şuymuş, buymuş. Şimdi var mısınız Atatürk'ü bir tanımaya? Var mısınız? Var mısınız? Atatürk'ün anasına bir sürü iftira ettiler. Bu iftira edenlerden bir tanesini ben çok iyi tanıyorum. O, komşu katilidir buradan ilan ediyorum. Eğer beni kızdırırsa komşusunun adını veririm. Kardeş katilidir. Artı, bir eser yazdı. Bu eser, Allah inandırsın, İngiliz Lordlar kütüphanesinde mevcuttur. Bu kütüphaneden bu eseri almak mümkün değil. Bendeniz bir ilim adamıyım, aynı zamanda siyaset adamıyım, ticaret adamıyım. Gitsem belki 10 tane torpille o kütüphaneye sokarlar beni. Sadece sokarlar, o kitabı bulsam orada okuyabilirim. Dışarı çıkartamam. Ya bu kitap çıktı, bu Türkçeye çevrildi, yayın yapıldı. Soruluyor beyefendiye, "Ya sen bunu buradan nasıl aldın?" "Vallahi ben bunu İstanbul'da filan kahvede otururken mikro filmini buldum." Anladınız mı? Şimdi kahvede mikro filmini ona getiren mutlaka onun İngiltere'deki arkadaşıdır. O zaman sen, iyi bir ajansın yahu. Sen iyi bir İngiliz ajanısın. Sevgili Arkadaşlar bunlar böyle. Yani, Atatürk aleyhinde konuşanlar böyle. Yine dua edelim Allah bunları ıslah etsin. Eğer musibet halleri devam ederse vallahi işimiz zor. İnan öyle.
Mustafa Kemal Atatürk Müslüman Dindar Bir Annenin Nur Topu Gibi Oğludur
Bakınız, Mustafa Kemal Atatürk bir defa çok ama çok Müslüman dindar bir annenin nur topu gibi oğludur. Anneciğinin adı hepinizin bildiği gibi Zübeyde Hanım. Zübeyde'nin ünvanı ne biliyor musunuz? Molla, molla Zübeyde. Ona bir zamanlar iftira edildiğinde gelirdim açardım kitabı bakardım resmine. Ya benim anam da bunun gibi. Bu benim anam gibi olan kadın bu olmaz. Namaz kılıyorum Allah inandırsın. Dedim ya Osmanlı paşasının, bilmem anası böyle olacak. Bu mümkün değil, bu büyük bir ihanet. Namazda ayıktırdı beni Allah. Namazdayım. İnsansın, adam konuşuyor. Öyle iddialı konuşuyor ki.
Evet sevgili arkadaşlar, meğer Molla Zübeyde, Rıfat Efendi Hazretlerinin -Bektaşi mürşidi, postnişin olan o da Hacı Bektaş'ın, efendim devamı olan Hacıbektaş yolunda Balkanlar'da irşat ehli olan Rıfat Efendi- Onun müridesi. Gece gündüz orada hizmet ediyor. Affedersiniz tuvalete gidiyor, tuvaleti temizliyor. Orada dergâhta oturan, oturulan işte salonu vesair yerleri temizliyor, saçını süpürge ediyor. Böyle bir fedakâr insan… Gece gündüz ibadeti taatle, Allah'ı zikirle ömrünü geçiren mübarek bir ana. Kim? Zübeyde anamız. Zübeyde ana böyle. Peki, baba nasıl? Babası Bektaşi ailesinden, İmam-ı Rıza'ya olan sevgileri çok fazla. 12 tane imam vardır, Ehlibeyt yolundan gelen… 12 imam, 1 tanesinin adı da İmam-ı Rıza. İmam-ı Rıza'nın adına hürmeten Bektaşi ailesi. Babasının adına Ali Rıza ismini veriyor. Şimdi bu güzel Ali Rıza'dan, o mükemmel anne olan Zübeyde Hanım'dan Mustafa gibi bir nur topu dünyaya geliyor. Mustafa bu.
Ben “Mustafa Kemal Müslümandır” Dedim
Ya ne oluyor yazın tatillerde askeri mekteplerde okuyor, yazın tatile anasının yanına gidiyor, Selanik'e gidiyor. Yanlış anlamayın, ne yapıyor biliyor musun? Rıfat Efendi'nin dergâhına gidiyor, oradaki Zikrullah meclislerine katılıyor. Kan ter içinde kalıncaya kadar “Allah Allah Hu” diyor Mustafa Kemal.
Ya hocam sen bunun avukatlığını mı yapıyorsun? Onun işte içki sofraları var. “Ya ben sana Mustafa Kemal imamdır” demedim ki. Dedim mi böyle bir şey? Ben sana “Mustafa Kemal Mürşid-i Kâmil” demedim ki. Dedim mi böyle bir şey? “Şeyhülislam'dır” dedim mi? “Diyanet reisidir” dedim mi? “Müslümandır” dedim, “Müslüman.” Sen ona Müslüman değil diyorsun, ben de onun sana “Müslüman olduğunu ispat ediyorum.” Yetmedi, 7 yaşında Kur'an-ı Kerim’i, Kur’an-ı Kerim'i öğrendi, hatmetti. 8 yaşında Hafızı kelam oldu. Hafız oldu. Kim? Mustafa Kemal. Bak ne kadar zamandan beri konuşuyorum, hiçbir tanesi çıkıp da "Hoca yalan konuşuyorsun" diyebiliyor mu? Diyemezler. Diyemezler. Ayaklarımın altına alırım onların dilini ezerim. Hainler. Hadi onu diyen adam, “iyi bir İngiliz ajanı olması lazım ki” desin. O zaman da ben onun ajan olduğunun vesikasını koyarım ortaya. Hadi hodri meydan. Evet, Mustafa Kemal bu.
Atatürk’ün Peygamberimiz Hakkındaki Sözleri
Şimdi kardeşlerim, Allah’ın izniyle bu memleketteki fitneleri hep beraber sökeceğiz. Merhumun çok muhteşem sözleri var. Burada sadece birkaç tanesini okuyayım.
“Bütün dünyanın Müslümanları, Allah’ın son peygamberi, Hz. Muhammed’in gösterdiği yolun takip etmeli. Ve verdiği talimatları, tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar, Hz. Muhammed (a.s)’ ı örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’in hükümlerini, olduğu gibi yerine getirmeli.”
Kim söylüyor? Mustafa Kemal. “Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilirler ve kalkınabilirler.” (Kaynak: Sehbâî, Nedim, Urduca Yayınlarda Atatürk, Çev. Hanif Fauk, Ankara, 1979, 102)
Sevgili arkadaşlar, bir tane daha okuyayım:
“1926 senesinde yaptığı bir konuşmasında Hz. Muhammed’in adının unutulmayacağını vurgulayarak, o Allah’ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinden bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir fakat sonsuza sonsuza kadar o ölümsüzdür, yaşayacaktır.” diyor.
Ben Bu İşin Kitabını Yazdım
Şimdi bu iş böyle. Gelelim, bizim karın meselesine… “Ya hocam güzel konuştun bizi kandırdın, ikna ettin. Acaba karnımı doyurabilecek misin?” “Diyor musunuz?” Hayır, niye demiyorsunuz? Biliyorsunuz ki, ben bu işi biliyorum. “Nereden biliyorum?” Nereden benim bildiğimi siz biliyorsunuz? Nereden biliyorsunuz? Ha ben bu işin kitabını yazdım. Kitaplarını yazdım.
Seçim zamanı, benim şimdi üzüldüğüm ne biliyor musun? Seçim zamanı geliyor bunlar benimle çalıyorlar, adımı da vermiyorlar. Gidiyorsunuz sandığa onlara oy veriyorsunuz, ondan sonra aldanıyorsunuz. “O ne yapacağız? Uşağıma iş bulamıyorum. Kızıma, gelinime iş bulamıyorum. İş yok, güç yok. Ne yapalım?” Yapacağınız tek şey, hiçbir zaman unutmadan yanınızdaki kardeşlerinizi arkadaşlarınızı da ikna ederek sandığa gidip Bağımsız Türkiye Partisine oyunuzu vermektir. Haydar Hoca deyip ve bu işi bitireceksiniz. Ben bu işi biliyorum. Kardeşlerim, ben bu işi biliyorum. Hem de öyle biliyorum ki; istedikleri iktisatçıları çıkarsınlar, 100 tanesi 1000 tanesi bir tarafa bu fakir bir tarafa. Ben bu işin kitabını yazdım ya. Bunlar nedir? Bunlar hiçbir şey.
Ama aldanmayalım. Efendim, 2 makarnaya, bilmem 1 kg peynire, şuna buna kanmayalım. Ne yapacağız bundan sonra arkadaşlar? Ne yapacağız? Yapacağınızı bilmiyorsunuz bak! Haydar Hocayı lider yapacağız, bu bir. Daha!
Herkes söylemesi lazım. Ne yapacaksınız? “İktidar yapacaksınız, iktidar.” Bu işi yapmamız lazım, sevgili kardeşlerim.
İktisat Kurallarına Göre Para Emektir, Üretimdir
Bak sürünüyoruz! Yanlış anlamayın. Bu memlekette 35-36 seneden beri Türk lirasını basmıyorlar. Aa hocam, senin benim cebimdeki Türk lirası değil mi? Gel beni bir dinle. Şu anda bizim ceplerimizde olan para, sendikasyon yoluyla devletin alıp hazineye koyduğu para, onun karşılığında basılan paradır. Yani İngiltere'den Amerika’dan, Fransa’dan, Almanya'dan biz kredi alıyoruz. Bu kredileri veriyorlar bize hazineye koyuyoruz. Hazinede atıyorum kaç lira var? 100 milyar. 100 milyar dolar. 100 milyar doların karşılığında Türk lirasını basıyoruz. Hâlbuki İktisat kurallarına göre para nedir? Emektir, üretimdir. Yani sen mesela tarlanda bir tanem marul ürettin bu paradır. Bir buğday ürettin paradır, Mısır ürettin paradır. Ne üretiyorsan o paradır. Emek veriyorsun, emeğinin tamamı paradır.
Biz bunların karşılığında, bir kuruş paramızı basmıyoruz 36 yıldan beri. Sevgili kardeşlerim, bakınız o kadar basit anlatacağım ki: “hepiniz bunu anlayacaksınız.” 1,5 katrilyon Türkiye’nin yılda gayri safi yani kazancı var. Gayri safi milli hasılası var. 1,5 katrilyon, bizim en düşük ihtimalle bunun %35 ini paraya tebdil etmemiz lazım.
Ama 35 yıldan beri paramızı devreye koymadığımız için yüzde yüzünü para olarak piyasaya sürmemiz lazım. Yüzde yüzünü sürsek ne olacak 1,5 katrilyon Türk lirasını, emisyonu genişleteceğiz. Senyoraj hakkımızı kullanacağız. Bu bizim bağımsızlık, hukuki hakkımız.
Bunu sürdüğümüz zaman, 1,5 katrilyon, bak 1 yılda en az. Ertelenmiş faizler var ödediğimiz faizler var. En az 100 milyar buradan artı gelirlerimiz olacak. Yani vatandaştan alacağımız gelir olacak. Kardeşlerimiz devletine vergi verecek, bu var.
300 Milyar da buna değil, yani yılda ne olursa olsun; 2 trilyon Türk lirası paramızın piyasada bulunması gerekiyor, elimizde olması gerekiyor. Buna karşılık, bir tek kuruş elimizde cebimizde yok.
Böyle bir ülkede bir insanın geçimi asla mümkün olamaz. Ne kadar zengin olursanız o kadar batarsınız. Niye? Çünkü siz zengin oldukça para o miktarda piyasaya girecek, o miktarda borçlu olacaksınız. Sendikasyon kredisi alıp, karşılığında para basacaksınız. Bu sizi batırır.
Yapılması gere ken: “İşte İktisat kurallarını hayata geçirip iki trilyonu devreye koymak.” O zaman biz kadınlara maaş verebilir miyiz? EVET
Gençlere verebilir miyiz? EVET Öğrencilere verebilir miyiz? EVET İşçilere verebilir miyiz?
Memurlara verebilir miyiz? Köylü vatandaşlarımızın emeğinin karşılığında ürünlerini alabilir miyiz? Denizcisine, ormancısına hak ettiğini verebilir miyiz? O halde niye bugüne kadar siz boş vakit geçirdiniz, söyler misiniz bana?
İktisat Kurallarını Hayata Geçirip İki Trilyonu Devreye Koymak Gerekir
Yahu b en gittim, noter tasdikli senet dağıttım hatırlıyor musunuz? Noter tasdikli… Kim kandırdı sizi? Ne demektir Noter tasdikli?
Ben taahhütte bulundum bunları size vereceğim dedim. Şayet ben onları size vermemiş olsaydım, tazminat davası açacaktınız bana. Söke söke benden bunu alacaktınız. Yetmedi bir de ceza davası açacaktınız, kandırdı diye. Ben o kadar aptal bir adam mıyım kardeşlerim?
Ha, bakınız neleri kaçırdınız! Bundan sonra kaçırmamaya, kaçırmamak için gayret etmeye, Haydar Hocayı iktidar etmeye, bana söz veriyor musunuz? Veriyor musunuz? Sesler az çıkıyor burası yıkılması lazım. Veriyor musunuz?
EVET
Ha, oradan geliyor mu?
EVET
Bir Yılda Avrupa’yı, İki Yılda Amerika’yı Geçeceğiz, Üçüncü Yılda Hepsini İşçi Getireceğim
Tamam, bakın arkadaşlar Tekrar ediyorum. Bak vallahi de billahi de bir adam bu kadar yemin edebilir mi? Ben bu işi çok iyi biliyorum, bir yılda bunların kökünü kazımazsam…
Avrupa nedir ya ben Avrupa'da çalıştım. Avrupa'yı biliyorum. Nedir Avrupa ki? Bir yılda Avrupa’yı, iki yılda Amerika’yı, üçüncü yılda hepsini işçi getireceğim buraya. Vallahi de getireceğim, billahi de. Lütfen ayağa kalkalım bu işi bitirelim.
Seçim sandığının, seçim sandığının başına gittiğimizde yalnız gitmeyeceğiz. En az 10'ar kişiyle gideceğiz, Bağımsız Türkiye Partisi'ni tek başına iktidar edeceğiz buna biz söz veriyoruz, söz veriyoruz, söz veriyoruz.
Allah, hepinizden razı olsun. Hepinizi Baki Hüda’ya emanet ediyorum, sağ olun, var olun.
Bu sohbeti video olarak izlemek için play butonuna basınız