
Neler Okuyacaksınız
Devletin ve milletin, sivilin ve askerin bir bilek, bir yürek olduğu, yüce milletimin güzel temsilcileri, Ankaralı kardeşlerim; hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Benim konuşmam çok yoğun fikirlerle dolu olduğu için, belki sizi sıkacaktır ama cebinize gireni gördükçe de sevineceksiniz. Sevgili Ankaralılar, isterseniz biraz koşalım, ondan sonra tezahürat yapalım.
BTP Maaş ve İkramiye Projeleri
Sevgili Ankaralılar, bu akşamki konuşmamı önce projelerimizden başlatıyorum. Türkiye'de çalışan işçi, memur ve emekli kardeşlerimin tamamı asgari ücret olarak 5.000 TL alacaktır. İki; Sayın Cumhurbaşkanım, başbakanken “En az 3 tane çocuğunuz olsun”. E güzel de, kaç para veriyorsun? Toprak mı yiyecek bu çocuklar? Hiçbir şey vermediği halde nüfusun çoğalmasını istiyor. Onlar Haydar babasıyla inşallah dünyaya gelecek, “doğum ikramiyesi 15.000 TL” olacaktır. Artı; her doğan çocuğumuza, her ay 250 TL maaş verilecektir.
Ev hanımları, bu seçimi siz alacaksınız. Bugün, üniversiteyi bitiren gençliğim iş bulamıyor. Sen bir ev hanımı olarak, Bağımsız Türkiye Partisi iktidarından her ay 1.500 TL alacaksın. Var mısın? Kapı kapı dolaşın, gezin, anlatın ve bu seçimi alan sizler olun. Bu para size helali hoş olsun. Bu sizin hakkınızdır, hakkınıza sahip çıkın. Ülkemi bölmek istiyorlar. Devletimizi sevmek, bir ve beraber olmak için; devletimin adına, her Türk vatandaşıma 1.000 TL maaş veriyorum. Var mısınız? Var mısınız?
Şimdi, kısa bir muhasebe yapalım; Güneydoğu'dayız, bir anne, anne olarak 1.500 TL alıyor. Benim başbakanlığım döneminde, Allah'ın izniyle memleketin her tarafı şantiye olacaktır. İşsiz bir insan kalmayacaktır. Bir baba da 5.000 TL asgari ücretle çalışıyor. Anne 1.500 TL alıyor, baba 5.000 TL alıyor. Ne ediyor bu? 6.500 TL ediyor. Evde bir çocuk var. Bu çocuk da henüz bluğ çağına ermemiş; 250 TL de bu evladım, kızım alıyor. Ne etti? 6.750 TL. Güneydoğu'da bu maaşı alan aileden bir fert dağa çıkar mı, size soruyorum çıkar mı? Siz Güneydoğu’daki terörü silahla, askerle, jandarmayla, polisle, kamu kuvvetiyle durduramazsınız; Haydar Hoca'nın projeleri ile durdurursunuz. Var mısınız?
Benim Kolumu Kesseler Kürt Kanı Akar
Allah nasip ederse Kürt kardeşlerim, beni iyi dinleyin; ben sizin en yakınınızım. Benim kolumu kesseler Kürt kanı akar; vallahi de, billahi de. Şimdi beni iyi dinleyin; Amerikalı seni kullanıp ülkemi bölmek istiyor. Haydar Hoca'na sahip çık; vatan, millet, devlet her şey sana ait olsun. Var mısın? Var mısın? Allah nasip ederse, sana ben iş bulacağım. Artı, yetmedi; senin eğitimini, öğretimini ayağının dibine getireceğim. Ben, senin neler çektiğini çok iyi biliyorum. Sen aç kaldın, susuz kaldın; sana adam demediler, en iyi insan ölü Kürt'tür dediler. Var mısın bunun intikamını almaya? Bu intikam bir bilek, bir yürek olmakla onlara en büyük ders olacaktır. Var mısınız?
Bağımsız Türkiye Partisi Hareketiyle Bir Bilek Bir Yürek Olacağız
Sevgili kardeşlerim, senelerden beri milleti birbirine koydular; birini sağa, birini sola. Birine Türk dediler, birine Kürt dediler; birine ilerici dediler, birine gerici dediler. Ne yaptılar? Memleketi darmadağın ettiler. Şimdi Bağımsız Türkiye Partisi hareketiyle bir bilek, bir yürek olacağız. Var mısınız?
Bu hareket, Hacı Bektaşi Veli'nin nefesiyle başlayan hareket. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Hacı Bektaş, Horasan'dan Anadolu Yaylası’na geliyor; orada bulunan Keldani, Yezdani, Süryani, Arap, Acem, Boşnak, Kürt, Laz, Çerkez… 36 adet etnik grubu kardeş yapıyor. Önce Müslüman yapıyor. Sonra da ne diyor biliyor musun o insanlar? “Eğer Türklük buysa, biz de Türkoğlu Türk olduk” diyorlar. Sevgili kardeşlerim, beni iyi dinleyin. Bu öyle bir mozaik ki, burada olmayan halk kitlesi yok. Ama bu mozaik taşları bir araya gelerek, Müslüman Türk kimliğini oluşturdu. Şimdi kalkıp bunu yok etmeye çalışıyorlar. Seni gidi nasipsiz adam seni. Hani sen Müslümandın? Hani birlikten yanaydın? Şimdi niçin darmadağın etmek istiyorsun? Doğru, bu bir nasip meselesi. Sana bu nasip olmaz. Bil sen, Türkiye'yi de asla bölemeyeceksin. Allah sana bunu müsaade etmez, Peygamber sana bunu müsaade etmez, bu topraklar altında yatan Evliya-i Kiram Hazeratı müsaade etmez. Benim dedem müsaade etmez sana.
Biz bir bilek, bir yüreğiz. Anadolu, sevgili kardeşlerim, Hacı Bektaş'ın nefesi ile dervişanıyla İslam oldu ve o insanlar, bütün cihana İslam’ı yaymak üzere gittiler. İşte Kızıl Hafız. O’da Balkanlar'a gitti, Selanik'e gitti; merhum Mustafa Kemal Atatürk'ün dedelerinden. Sevgili arkadaşlar, hangi soydan biliyor musunuz? İmam Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin soyundan Mustafa Kemal. Ona birazdan tam gireceğim.
“Alevi Kardeşlerim Anadolu’yu Müslüman Yaptı”
Şimdi geleceğim nokta şu; Anadolu'yu İslamlaştıran kimdir biliyor musunuz? Aleviler. Alevi kardeşlerim Anadolu'yu Müslüman yaptı. Haberiniz var mı? Bakın sevgili arkadaşlar; onlar dokuz köyün sahibi, dokuz köyden kovuldu. Yazık günah değil mi? Şimdi var mısınız, var mısınız onları Anadolu'dan çıkartmaya çalışanları geriye püskürtmeye, var mısınız?
“Cem Evleri İslami’dir”
Adamlar kanun çıkartıyorlar, ibadethane adı altındaki yerlerle kilise evleri açıyorlar. Türkiye'de 60.000 kilise açılıyor. Allah Allah... Sevgili arkadaşlar, ben Trabzonluyum. Trabzon'da Hristiyan pek nadirdir ve bizde zorlama da yoktur. Gelelim Ankara'ya, ne kadar Hristiyan vardır? Yahu 60.000 kiliseyi sen kime yaptın? Benim çocuğuma mı yaptın, kardeşime mi yaptın, gelinime mi yaptın, kızıma mı yaptın sen? Kime yaptın bunu kime? Sonra da bu yetmiyormuş gibi “Cem Evleri İslami değildir, hukuki statüsü olması mümkün değildir” şeklinde Alevi kardeşlerimi karşısına alıyor. Beni iyi dinle “Cem Evleri İslami’dir”. Senin ilmin, kültürün buna müsait değil. Aç benim kitaplarımı oku. Hz Peygamber (s.a.v) Mescid-i Nebi'nin avlusunda Ashab-ı Suffa’nın yaşadığı bir yer; onlar orada yerler, içerler, sohbet ederler, gelenleri iyi karşılarlar, Allah'ı zikrederler, Kur'an okurlar. Bugün cem evlerinin fonksiyonu budur; Ashab-ı Suffa’nın yaşantısıdır, İmam Ali'nin yaşantısıdır. Manyak, ruh hastası seni! Sen kimdin ki? Şimdi diyorsun ki “Ben bunu İslami kabul etmiyorum”. Sen kimsin ki İslami kabul etmiyorsun bunu?
Ben Ehlibeyt Üniversitesi'ni Açacağım, 12 İmam’ı, İmam-ı Ali’yi, Allah'ın Resulünü Dünyaya Tanıtacağım
Arkadaşlar, herkes şahit olsun ben Ehlibeyt Üniversitesi'ni açacağım; 12 İmam’ı, İmam-ı Ali’yi, Allah'ın resulünü dünyaya tanıtacağım. Var mısınız? Yetmedi sevgili kardeşlerim, imam hatip okulunun dengi bir din okulu; ilahiyatın emsali bir üniversite; kısmet olursa Alevi dedelerimin yetişmesi, ihtisas sahibi olması için elimden geleni yapıp bütün bunları öğretim ve eğitime açacağım. Ben varım, siz var mısınız? Siz var mısınız?
“Ben onların sattıklarını şimdi tek tek geri alacağım”
O halde iyi bilin ki, Anadolu yeniden İslamlaşıyor. Niye, biliyor musun? Sayın Başbakanı bugün dinliyorum, ne diyor? “Efendim” diyor, “Biz 3. Kuvay-i Milliye Harekâtını başlattık”. Allah Allah... 3. Kuvay-i Milliye Harekâtı köprüleri satmak, 3. Kuvay-i Milliye Harekâtı okulları satmak, 3. Kuvay-i Milliye Harekâtı toprakları satmak, 3. Kuvay-i Milliye Harekâtı madenleri satmak… Bu mu?
Sevgili arkadaşlar, ben onların sattıklarını şimdi tek tek tek geri alacağım, geri alıyorum. Ayakları titremeye başladı. “Nasıl yapacaksın, nasıl edeceksin, babanın malını mı satıyorsun?” demeye başladılar. Ya sen ecnebiye sattın; ben milletime bunu işleterek kârından vereceğim, onu ortak yapacağım. Ben yapamıyorum, sen yapacaksın!
Bugüne Kadar Mustafa Kemal Atatürk Dönemi Hariç Türkiye Kendi Parasını Basmamış, Senyoraj Gelirini Kullanmamıştır
Şimdi beni iyi dinleyin kardeşlerim, o kadar enteresan durumlar var ki. Bakınız arkadaşlar, buraya geçmeden, bu notlara bakıyorum kusura bakmayın.
Hocam, sen bize 5.000 TL vereceksin. Ya nereden bulacaksın bunu? 1.500 TL annelere, ev hanımlarına vereceksin, artı her vatandaşa 1.000 TL vereceksin, doğum ikramiyesi 15.000 lira vereceksin, 1.000 TL her vatandaşıma vereceksin. Bunu nasıl yapacaksın? Şimdi isterseniz evvela bunu halledelim. Var mısınız buna? Bakın, Haydar Hoca’da kaynak bitmez, bunlar da bu işten hiç anlamazlar.
Evet kardeşlerim, bizim devletin yılda 2 trilyon TL gayrisafi millî hasılası var. Ama bu, sene sonunda yapılan sayımlardan dolayı; işte dükkânlarda maldır mülktür. Allah kısmet ederse, Bağımsız Türkiye Partisi iktidarında biz bunu paraya çevireceğiz, paraya. Emisyonumuzu genişleteceğiz, senyoraj hakkımızı kullanacağız. Bugüne kadar Türkiye kendi parasını basmamıştır; Mustafa Kemal Atatürk hariç. Diğerleri kendi parasını basmadı. Ne yaptı?
Senyoraj değerlerini yani para basma hakkını ecnebilere verdi, global sermaye sahiplerine verdi. Onlar da bize sendikasyon kredisi ile para verdiler, döviz verdiler, hazineye koyduk; onun karşılığında da cebimizdeki paramızı bastık. Bunun, bizim alnımızın teriyle alakası yok. Bunu ortadan kaldırmaya, kendi millî paramızı devreye koymaya var mısınız? İşte ben onun için millî paramızı devreye koyuyor, 2 trilyonu hazineye yerleştiriyorum.
Enerji Kaynaklarımız Var
Artı, enerji kaynaklarımız var.
Sevgili kardeşlerim, dosyalar halinde hazır; 200 milyar TL’lik yılda enerjiden gelirimiz olacak. Güneş enerjisi 310 milyar kilovat-saat, rüzgâr enerjisi 160 milyar kilovat-saat, dalga enerjisi 10 milyar kilovat-saat, hidrolik 350 milyar kilovat-saat, biyokütle enerjisi 160 milyar kilovat-saat, toryum 2 trilyon kilovat-saat ve bunların yıllık geliri tam 200 milyar. Bir de akıntı enerjisi var; Çanakkale'de, İstanbul Boğazı'nda. Allah nasip ederse, oradaki enerji geliriyle de İstanbul'u bedava aydınlatacağız, elektriğini bedava vereceğiz. Çanakkale'nin de bedava vereceğiz. Ben varım, siz var mısınız?
Ben Yeraltı Kaynaklarımızı İşleteceğim Milletime Vereceğim
Artı, sevgili kardeşlerim, daha bir de bizim yeraltı kaynaklarımız var. Bu yeraltı kaynaklarımızı size sayayım mı? Sayayım biraz. Doğru.
Bakın arkadaşlar, Sayın Enerji Bakanı’mın dediğine “Sen kimin malını, kime veriyorsun?”. O diyor. Altın, gümüş, kıymetli toprak, bakır, kurşun, boksit, çinko, fosfat, perlit, bor, toryum, manyezit, demir cevheri, manganez, taş kömürü, linyit, bitümlü şişt, kovalen, kil, bentonit, feldispat, kuvars, silis kumu, selestit, ponza, perlit, barit, zeolit, trona, tuz, sodyum sülfat, kireç taşı, dolomit, alçı taşı daha da var. Efendim toryum, uranyum, volfram, spor sist, lületaşı, kükürt, kaya tuzu, grafit, florit, disten vesaire gibi tam 53 çeşit, toplam tutarı 3 katrilyon dolar olan servetimiz var. Bakın bu servet var; biz aç, susuz geziyoruz.
Şimdi, Haydar Hoca ne diyor? Ben bunu işleteceğim, milletime vereceğim. Var mısınız buna sevgili arkadaşlar? Şimdi soruyorum size, ben bunları devreye koyduğum zaman, 5.000 TL asgari ücreti veremez miyim, verebilir miyim?
Sevgili kardeşlerim bakınız, işçi ve memur emeklisi; ben fazla fazla yaptım.
20 milyon x 5.000, ayda 100 milyar para eder, yılda 1 trilyon 200 milyar para ediyor. Artı, 1.500 x 20 = 30 milyar. 30 x 12 = 360 milyar, ev hanımlarına yıllık vereceğim para. Artı sevgili kardeşlerim, her Türk vatandaşına, 30 milyona da, 1.000’er TL maaş olarak veriyorum; o da 360 milyar TL tutuyor. Toplam 1 trilyon 920 milyar giderimiz var. Tamam mı?
1 trilyon kaç, 900 milyar; toplam bu. Ben 1 trilyon daha koyuyorum; bizim bilmediğimiz, sizin hatırlamadığınız. Şimdi nasıl buna biz parayı bulacağız? Gelin, hiç merak etmeyin. Bizim görüşümüzü Hızır'dan aldık. Bunlar nerden aldı görüşlerini biliyor musunuz? Bunlar, batıdan aldı. Koltuğa oturabilmek için, global ülkelerden aldılar. O koltuktan kalkmamak üzere de, bu madenleri onlara verdiler. Sayayım mı size bazılarını?
Sayayım; Odyssey, Strateks, Teck Cominco, Printor, İnmed, Galata Madencilik, Global Madencilik, Cengiz Holding, Çanakkale Madencilik, İhlas Grubu, Rio Tinto, Cominco Eldorado Gold, Yamas, Tüprag, Omyas, Rorando, Knauf ve bir de Çalık Grubu var.
İki tane burada Türk firması görüyorsunuz. Bunlar kimler? Sayın Cumhurbaşkanı’mın etrafında dolaşan adamlar. Peki bunlara derslerini vermeye var mısınız? Sizin cebinizden alıyorlar. “Ben bunu, bu milletin cebine koyacağım” dediğim zaman; nereden alacaksın?
Nereden alacağım, söyleyeyim arkadaşlar; bu madenleri işleterek Allah nasip ederse alacağım. Madenleri mahkeme kararıyla tespit davası açacağım. Tabii 3 katrilyonu bir anda tespit etmek zor. Önce 500 trilyon dolarlık maden tespit davasını açacağım; tek tek, il il tespit edeceğim.
Alınan bu kararları hazineye getirip sevgili arkadaşlar, eskiden ‘kefalet’ denirdi biliyorsunuz, kefalet neyin kefaleti, ‘teminat’ -aferin-, teminat olarak oraya koyacağız ve ne istedik, bu yıl biz ne istedik, 500 trilyon dolarımız hazinede var. Kanun halinde bunu teyit ettik, oraya koyduk. Ne yapacağız şimdi, bu sene kaç paraya ihtiyacımız var? 1 trilyona var. Değil mi? Hayır baba, biz 1 trilyona Türkiye'nin madenlerini bitiremeyiz.
Ben bu yıl 5 trilyon emisyonu genişletiyorum, senyoraj hakkını kullanıyorum, 5 trilyon TL’yi piyasaya sürüyorum. Ben varım, siz var mısınız? Var mısınız? O zaman, “ama Hocam bu ecnebi şirketleri ne yapacak, havasını mı alacak?” Neyse biz o kadar da şey değiliz; tutalım onların elinden, sadaka verelim. Ama Türk kamuoyunun kabul edeceği şekilde, Türk Ticaret Hukuku’na göre. Şu anda adamlar mesela 2 trilyon veya 200 milyon dolar kâr elde ediyorlar, bunun % 2’sini veriyorlar. Sevgili arkadaşlar sadaka mıdır, sadaka-i cariye midir, babanın çiftliğinden verdiğin hediye midir? Şimdi İnşallah bunu biz Türk ticaret kurallarına göre uygulamaya koyacağız, vergisini o şekilde alacağız. Haydar Hoca %30 vergi veriyorsa, sen de %30 vergi vereceksin. Babanın çiftliği değil bu. Var mısınız?
Ben Devletleri Ayağa Kaldırdım; Değil ki Milletimi Kaldırmayayım
Günlerden beri bizim bulunduğumuz yerlere geliyorlar; vay siz niye bu madenleri gündem ediyorsunuz, elinizi buradan çekin, sizin için iyi olmaz. Bakın bakın bakın… Bizi tehdit ediyorlar; bizim için iyi olmazmış. Bazı televizyon kanallarını tuttular, bizi göstermemeye çalışıyorlar. Bu millet bu seti yıktı, kafana geçirecek. Bunu artık kafana koy. Şimdi arkadaşlar, ben bu işi çok iyi biliyorum. Bunda kuşkunuz olmasın. Ben devletleri ayağa kaldırdım; değil ki milletimi kaldırmayayım. Bu tezi milletim için yazdım. Var mısınız bir bilek, bir millet olmaya? Eğer ben, size dediklerimi yerine getirmezsem, namert olayım. Var mısınız? Ama sakın bunların fitnelerine kanmayın. Gece gündüz çalışın. Burada 8 gününüz var. Gece gündüz çalışın, hakkınıza sahip çıkın ve cebinize bunu koyun. Ben varım, siz var mısınız?
“Türkiye’min 81 ilinde Maden Yatakları Var”
Kardeşlerim, bak konuşurken hatırıma geliyor; önümüzdeki pazartesi gününün akşamı, Şaban ayının 15'i. O gece çok mübarek bir gece, Berat Kandili. Allah Berat’ı alan, Berat eden kullarından eylesin. Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum, hayırlara vesile olsun.
Bu arada arkadaşlar, kime veriyorlar bunları biliyor musunuz? Artı Rio Tinto, Cominco, Yamas, Tüprag -okuduk mu vunları yoksa- De Omar, Omya, Normandi… Yahu memleketin her tarafını elimizden çıkardılar, oku oku bitmiyor… BHP Madencilik, Con Of, Norando, Normandi, Eldorado Gold, Antonio Mineral. Bunlar Kanada şirketi, Kanada şirketi, Amerika şirketi, Yahudi şirketi, Almanya şirketi. Sadece bizim bir şeyimiz yok burada. Ama bundan sonra merak etmeyin, 7 Haziran’dan sonra, vallahi de billahi de… Bak dosyayı getirmiş olmam lazım, şuradaki madenler, Türkiye’min 81 ilinde maden yatakları var. Bunları işleyecek miyiz? Sanayisiz ülkenin kalkınması mümkün olabilir mi?
Bizim başımızı kaşıyacak vaktimiz olmayacak. Ben size müjde vereyim; siz de yetmeyeceksiniz işçi olarak, teknisyen olarak, mühendis olarak. Ne yapacağız biliyor musunuz? Avrupa'yı Türkiye'ye ben işçi getireceğim. Getirmezsem namerdim. Amerikalıyı Türkiye'ye işçi getireceğim.
Sevgili kardeşlerim bakınız, elimizdeki servet kıyamet sabahına kadar vallahi de tükenmez, billahi de tükenmez. Biz her yıl 2 trilyon dolar masraf etsek, yani 5 trilyon hazır yesek; 1.500 sene bu servet bizi bakıyor. Yahu kardeşim biz bu malımızı çok mu gördük kendimize, nefsimize bunu çok mu gördük? Başkasına veriyoruz, hibe ediyoruz, aç geziyoruz, susuz geziyoruz, birbirimizi açlıktan kırıyoruz. Var mısınız buna son demeye? Var mısınız?
Şimdi bana söyleyin, 7 Haziran gününe kadar hanım annelerim, kız kardeşlerim ne yapacak? Seferberlik ilan ediyor musunuz? Evinize girmeyeceksiniz, bu vatan sizin. İşçi kardeşlerim, memur kardeşlerim, emekli kardeşlerim; 7 Haziran gününe kadar evinize girmemek üzerine bana söz veriyor musunuz? Çalışıp didinelim, bu servetin sahibi olalım. Var mısınız?
Aksi takdirde gelecekler. Bakın benim dediklerimi hiçbir parti söylüyor mu? Teröre karşı olan partiler, Milliyetçi Hareket Partisi söyledi mi size? Cumhuriyet Halk Partisi söylüyor mu size? Adalet ki AK Parti zaten söylemez, sağ olsun. Hele hele HDP’nin söylememesine ben hayret ediyorum. Diyarbakır'ın dağlarında ecnebi şirketleri arkadaşlar, petrol çıkartıyor. Neredesin ey Kürt kardeşim, neredesin? Onlar aramızı açıyor, biz kavga yapıyoruz, yerimizin altındaki madenleri alıp götürüyorlar. Biz enayi miyiz? Var mısınız beraber olmaya sevgili kardeşlerim?
Sevgili arkadaşlar, Türkiye kendi kendini her bakımdan bakabilecek bir kırattadır, bir durumdadır.
Sınavsız Üniversite
Ben size üniversite konusunda da birkaç söz söylemek istiyorum. Nedir o? Gençliğimiz liseyi bitiriyor -anlattık mı bunu Ahmet, anlatmadım, beni ayıktırın, iki defa da anlatsak az anlatırız- sevgili arkadaşlar gençler liseyi bitiriyor, çocuklar üniversiteye giremiyor.
Bakın ben 14 yıl Bakü Devlet Üniversitesi’nde Profesör Doktor olarak hizmet gördüm. Arkadaşlar orada üniversiteyi bitirme oranı %70'tir, yani 100 kişinin 70 kişisi üniversiteyi bitirir. “Ama canım bunlar komünist, dinsiz”. Gidin lan be, manyak ruh hastası! Ben orada hocalık yaptım. Sevgili arkadaşlar, Türkiye'de kaç? %7. Önüne bir sürü set koyuyorsun millet okumasın diye. Ben bu setleri kaldırıp atıyorum, hey gençler! Neredesiniz, ellerinizi kaldırın, ellerinizi kaldırın. Allah nasip ederse, gece gündüz çalışın, iktidar olalım ve de sınavsız üniversitenin kapılarını ardına kadar açalım. Ben varım, siz de var mısınız? Var mısınız?
Arkadaşlar, bunlar çocuk kandırıyorlar. Yahu sınav bir insanı yetiştirmez ki; ya sınav bir insanın kalitesini, derecesini, bilgisini ortaya koymaz. Sınav, Hintliler gibi logaritmayı ezberletmeye yarar; yani, çocuğu ezberci yapıyorsun, mantığını durduruyorsun. Bu setleri yıkacağız, bu geriliği yok edeceğiz. Var mısınız?
Benim Sistemimde İşsizlik Yasaktır
Sevgili arkadaşlar, her mezun olan, üniversiteyi bitiren evladıma, kızıma, oğluma; vallahi billahi anında vazife vereceğim. İşsizliğe son. Benim sistemimde işsizlik yasaktır. Ne demek yahu; sen devlet idare edeceksin, tabana iş bulamayacaksın. Niye duruyorsun orada? Hadi lütfen çekil git. Yapamıyorsan, yapan var. Var mısınız arkadaşlar? Üniversiteyi bitiren kardeşlerim, iyi dinleyin beni. Bakınız üniversiteyi bitirdiniz, vallahi de billahi de o hafta içinde tayininizi elinize alacaksınız.
Yetmedi, yetmedi arkadaşlar. Daha, 30 yaş üzeri olan kardeşlerim var. Bu arkadaşlarım senelerden beri okuyor, 1 milyona yakın insan mezun olamıyor. Aaa, bunların kafası kalın, bunlar okuyamaz. Şu kafaya bak ya. Bir başarısız öğrenci yok; başarısız hoca var. Onun için, hızlandırılmış eğitimle beraber bu gençleri ben mezun edeceğim. Mezun oldukları gün onları vazifeye atayacağım. Ben varım, sizler var mısınız?
Geçen dinliyorum öğretmen arkadaşlarımdan, 300 bin öğretmenim işsiz. Yahu okullarda bir sürü boş kadrolar var. Niye? Beyefendinin cebinde parası yok. E sen “Türk ekonomisi şaha kalktı” diyorsun. Nasıl bir şaha kalkmak? Öğretmen arkadaşlarım, mühendis kardeşlerim, sağlıkçılar... Beni iyi dinleyin. Vallahi de billahi de, iktidar olduğumuz günün sabahı sizlerin tayinini çıkartacağım. Ben varım, siz var mısınız?
Tarım Kesimine Tohum, Gübre, Mazot ve Su, Devlet Baba Tarafından Tam 5 Yıl Bedava Verilecek
Sevgili arkadaşlar, bir de tarım olayı var. Hakikaten içler acısı. Bu iktidar başa geldiği günden bu tarafa, tarım kesimi yerlerde sürünüyor. Niye? 10 kuruşa mal etti, pazara getirdi, 5 kuruşa satmak mecburiyetinde kaldı. Yazık günah değil mi? Şimdi, Allah nasip ederse, çok fazla konuşmaya vaktimiz yok, akşam yakın, sevgili arkadaşlar yapacağımız şu; tohum, gübre, mazot ve su devlet baba tarafından tam 5 yıl bedava verilecek tarım kesimine. Beni anladınız mı? 5 yıl bedava verilecek. Aman hocam nereden bulacaksın? Az evvel kaynağı söylemedim mi? Kaynağı söyledim mi? Sen bunlarla, benim koyduğum kaynağı tüketemezsin. Bende öyle kaynaklar var ki, bunlar rüyalarında görse akıllarını kaçırırlar. Bunlar bu işi bilmez.
Sevgili arkadaşlar, evet bunları da dedik. Eğitim işini hallettik mi? Ettik. Şimdi sıra nereye geldi? Tarımı da hallettik. Tamam.
“Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin Merkezi Otoritesidir”
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye'nin merkezi otoritesidir. Yıllardan beri hainler İngiliz, Yunan ajanlığı yaptılar. Ona türlü türlü iftiralarda bulundular. Birazdan beni dinleyeceksiniz, hepsini hodri meydan diyorum. İstedikleri kanalda, istedikleri zamanda ben onlara Mustafa Kemal ile birlikte, O’nun safında olarak savaşmaya varım. Fikir teatisinde, münazarasında varım. Hodri meydan diyorum, erkeklerse karşıma çıksınlar.
TOKİ Projesi Bana Aittir
Sevgili arkadaşlar, bir de bizim Türkiye'de konut meselemiz var. Bu Toki projesi bana aittir. Ama bunlar, bunu benden aldılar; üzerini katlayarak, milleti borçlandırdılar. O zaman ben dedim halkıma ki, sakın bunların sattığı binalara girmeyin. Ama mecburiyetten vatandaş girdi. Şimdi inşallah biz konutumuzu hazine arazilerine yapacağız. Kaç paraya mal ettik 100 metrekareyi? 70 bin liraya. 20 yıl vade ile onu ben, sana vereceğim. Var mısın?
Evlenme Kredisi
Genç delikanlıysan evlenme kredisi vereceğim, faizsiz. Var mısın? Yetmedi; bana çay kahve ikram etmeyecek misin? Evet arkadaşlar, şimdi bir de düğün kredisi tabii. Herkes “Yahu ne yapacağız?”, “Çoluk çocuğu evlendiremiyoruz”. Niye? Cepte para yok. Daha düşünmeyeceksiniz. Haydar Hocaları onlara Hızır'ın getirdiği kapıyı açtı. Şimdi buradan içeriye saf saf girelim, bölük bölük girelim. Var mısınız? Evet, Allah razı olsun. Fakirliğe elveda; sefa geldin, hoş geldin zenginlik. Hoş geldin zenginlik.
“Ben Bir İlim Adamıyım, Bunlar Gibi Cahil Değilim”
Arkadaşlar bakınız size şimdi ülkenin kurucusu, büyük insan Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsedeceğim. Ama sakın bu yaptıklarımı, konuşmaları “Ah Hoca hamaset yapıyor, politika yapıyor” demeyin. Beni yakinen tanıyanlar, bilirler; Allah bana bugüne kadar bilerek bir tek yalanı konuşturmadı. Allah konuşturmasın, Allah onu bana haram eylesin. Bunu iyi bilin; vallahi de billahi de tallahi de ben bu işi çok iyi yaparım, kuşkunuz olmasın. Ben bir ilim adamıyım, bunlar gibi cahil değilim ya. Dünya benim arkamda. Şimdi benim üzüldüğüm şu, dünya beni, benim sistemimi el üstü iktidar yapıyor; Türkiye'de ben zorlanıyorum. Ne diyorsunuz buna, zorlanacak mıyım? Zorlanacak mıyım? Tamam. 7 Haziran’a kadar uyumuyorsunuz ha, anlaşıldı mı? Daha sonra 2.000 lira maaş, 3.000 lira maaş. Vay vay vay… Şu adamlara bak ya!
Arkadaşlar bak, söz sözü açıyor. Şu anda 2 trilyon girdi var değil mi, gayrisafi millî hasıla. Ben 5.000 lira verdiğim zaman kaç lira olacak biliyor musunuz? 5 katı. 2 x 5 ne eder? 10 trilyon. Ya ben bunu nereye koyacağım? Elbette senin cebine koyacağım. Ama onlar almaktan, zula yapmaktan sana vakit bulamıyorlar. Anlaştık mı arkadaşlar?
Mustafa Kemal Atatürk ve Ailesi
Evet, nereye geldik şimdi? İsterseniz hutbemizin sonuna gelelim; merhum Mustafa Kemal Atatürk'ten bahsedelim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kuran ulu önderden bahsedelim. Allah gani gani rahmet eylesin. Bu zat’a dil uzattılar, ‘dinsiz’ dediler; dinsizler, şerefsizler. Beni iyi dinleyin şimdi.
Sevgili kardeşlerim; Japon sınırlarından Viyana kapılarına kadar uzanan bir imparatorluk çöküşe girdi, kimse onu ayakta tutacak gücü, kuvveti kalmadı. Mustafa Kemal merhum, 19 Mayıs 1919’da Samsun'a İstiklal Mücadelesi için ayak basıyor. İşte o günden sonra İstiklal Mücadelesi hız kazanıyor. Ne mi yapıyor biliyor musunuz? Atatürk, merhum önce Alevi dedelerini devreye koyuyor. Haberiniz var mı? Hacı Bektaş dedelerini devreye koyuyor ve Anadolu'nun fatihi onlar. Haberiniz var mı sizin? Şimdi sen kalkıyorsun cem evini ona yasaklıyorsun. Hadi be, hadi...
Merhum Mustafa Kemal Atatürk, hafızdır. Biliyor musunuz? Hafız-ı kelamdır. Osman Hafız var onun, Affedersiniz Yaşar Hafız, devamlı surette beraber oldu. Kur'an'ı o dönemde en iyi okuyanlardan bir tanesi Mustafa Kemal Atatürk okuyor, o dinliyor; Yaşar Hafız okuyor, Atatürk dinliyor. Kur'an'ı mukabele ediyorlar. Şimdi bu insana sen ne diyorsun. Senin dilini eşek arısı soksun. Mustafa Kemal'in anne ve babası Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, İmam-ı Ali'ye dayanmaktadır. Biliyor muydunuz? Yani Evlad-ı Resul Mustafa Kemal o; Kızıl Hafız'ın torunu Mustafa Kemal, Peygamber sülalesinden. Büyük bir evliya.
Sevgili arkadaşlar, devam ediyoruz. Sülalesinden Mevlevi, Halveti, Rufai, Şazeli, Bektaşi tarikatlarından birçok evliya-ı kiram hazeratı yetişmiştir. Allah aşkına, elimizi vicdanımıza koyalım; ya bizim sülalemizde bir tane Veli var mı? Var mı? Peki bu iftiranın nedeni nedir? Bunun hesabını sormaya var mıyız?
Şimdi, Evet, babası Allah rahmet eylesin, Ali Rıza Efendi, nasıl bir insan? Ali Rıza Efendi, İmam-ı Rıza'nın soyundan yani Peygamberimizin torunlarından İmam Rıza var, O’nun soyundan gelen bir insan. Babası bunun adına, İmam-ı Rıza'yı çok sevdiği için adına Ali Rıza koyuyor. Onun da soyunda tam 5 tane mürşid-i kamil var, Evliya Kerem Hazeratı var. Şazeli Şeyhi, Rufai Şeyhi, Mevlevi Şeyhi, Halveti Şeyhi, Bektaşi Şeyhi. Sevgili arkadaşlar “kim?”, “ne?” diyorsunuz. Bütün bunların hepsinin kaynağı var, uydurmuyorum ha. Uydurma, bunlara hastır. Yalan ve de uydurma deliller ortaya koyarlar, Atatürk'ün ve annesinin aleyhinde uydurma delillerle dedikodu yaparlar.
Mustafa Kemal’in Annesi Zübeyde Hanım ve Vasiyetnamesi
Şimdi gelelim anneye. Anneyi dinler miyiz, anne nasıl bir insan? Anne nasıl bir insan? Molla Zübeyde –Abdullah, şeyden sonra seni hesaba çekeceğim. Ya benim ağzım kuruyacak, millete söyle alkışlasın, demedim mi sana- Zübeyde Hanım çok dindar ve de oğlunu çok seven, vatanı kurtarmak için yetiştirmeye çalıştığı bir annedir. Mustafa Kemal'in annesi, böyle çok mükemmel bir annedir. Bakınız O’nun size ben ‘Ben ölürsem şunları yapın diye’ bir vasiyetnamesi var. Şimdi kendimizi mukayese edip ve yapılan dedikodulara artık daha beni dinlemeden cevap vereceksiniz. Bu sözü veriyor musunuz bana? Veriyor musunuz? Ya şu uzaktan gelmiyor ses.
“Vefatımda teçhiz ve tekfin, kabir ile kabire götürenler, gelen misafirlere, 3 günün akşamı hafızlara, komşulara, akrabalara ve davet edilen misafirlere akşam yemeği ikram edildikten sonra Kur'an hatmedilecek ve duaya müteakip hizmet edenlere 450 lira verilecektir. İki; vefatımda Beşiktaş'ta Yahya Efendi Dergâhı’na defnedileceğim”. Ancak merhum İzmir'e gidiyor, orada hastalanıp Allah'ın rahmetine kavuşur. İzmir'de şu anda medfun edilmiş vaziyette, kabri orada bulunuyor.
Artı “Yahudi asıllı Hayriye Hanım’a, vefatı halinde oğluna 10 lira verilecek; Manevi evladım Ayşe'ye gelinlik çeyiz için 100 lira verilecek; Selanik'te vefat eden kardeşim Hasan Ağa'nın oğluna 30 lira verilecek; Yetim Abdurrahman'a 25 lira verilecek; vakti ile hizmetimde bulunan Vasfiye adındaki hizmetçime 20 lira verilecek; Afife ve oğlu Hakan'ın sünneti için affedersiniz Hakkı’nın sünneti için 15 lira verilecek. Şehrin bir mahallinde çeşme yaptırıp hayrat ve hasenat olsun diye 475 lira ayırdım. Her cuma günü namazından bir saat evvel, ezan okununcaya kadar münasip bir Camii Şerif’te mukabele cüzleri okutulacak, Kur'an tilavet edilecek, hafıza 490 lira verilecek; oruç kefareti ve namazdaki kusurlarım için Kurban Bayramı’nın bir günü 5 adet kurban kesilecek, eti dağıtılacak; yedirilmek üzere, bir defaya mahsus olmak üzere 200 lira verilecek. Vasiyetimin yerine getirilmesi için 1800 lira ayırdım. Osmanlı Bankası'nda muhafaza altına aldım. Bu hususta Kamil Beyefendi’ye emaneti teslim ettim. Bu vasiyetimi; biri yanımda, diğeri Kamil ve Cemal beylerde bulunmak üzere tanzim ettim. Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin validesi Zübeyde Hanım.”
Sevgili arkadaşlar, akşam vakti yakın. Bize şeref verdiniz, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Her gününüz, her gününüz istediğiniz gibi gönlünüze göre ve de Rıza-yı Bari istikametinde olsun. Cebiniz dolu olsun. Gönlünüzde Allah, millet, vatan, devlet sevgisi eksik olmasın. Bir bilek olalım, bir yürek olalım. Devleti ile, milleti ile, askeri ile, sivili ile; bir bilek, bir yürek olalım. Allah'a emanet olun, Allah hepinizden razı olsun. Sağ olun, var olun.
Bu sohbeti video olarak izlemek için play butonuna basınız