info@profdrhaydarbasenstitusu.org

Ehl-i Beyt Kimlerdir?
04/04/2025 DİNİ YAŞAM 218

    Neler Okuyacaksınız

Bizi takip eden kardeşlerime evvela saygılarımı arz ederek idrak ettiğimiz bu mübarek ayın hayırlarla geçmesini Cenab-ı Haktan niyaz ediyorum. 

Ehlibeyt Cenab-ı Peygamber Efendimizin Mensup Olduğu Ailenin Adıdır

Saniyen Ehl-i Beyt İslam'da  Cenab-ı Peygamber Efendimizin mensup olduğu ailenin adıdır.
Gerçi Sünni uleması bunu çeşitli şekillerde tarif ederek daha da geniş anlamlı bir noktaya taşımak istiyorsa da hakikatte Hz. Fahri Âlem Efendimiz, İmam Ali Efendimiz, Hz. Fatıma Anamız, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimizdir. Bu beş şahsın adına Ehlibeyt denir.
Cenab-ı Peygamber Efendimizin çok meşhur bir hadisi vardır. “Hamseyi Alâ Âbâ” hadisi. Kızı Fatıma'nın evine gidiyor babasıyla birlikte damadı Ali'yi, kızı Fatıma'yı, torunları Hasan ve Hüseyin'i o abanın altına alıyor. Arştan oldukları yere nurdan bir direk iniyor. İşte bu meşhur hamseyi âlâ Âbâ “Cenab-ı Peygamber Efendimizin ümmetine tavsiye ettiği yolunda gitmesi gereklidir” dediği eşhasın adıdır. 
Ümmü Seleme annemiz de Hz. Fatıma aşığı bir insan. O ablanın altında yer almak istiyor. “Hayır üzeresin,” diyor “sana gerek yok. Sen sakın zannetme ki yani ben buraya girmedim benden bir şey olmaz; sen de hayır üzeresin.” 
Şimdi şu anda benim aklımın almadığı Cenab-ı Peygamber Efendimiz bu insanları ümmetinin en seçkini ilan ederken biz güya kendi içtihadımızla birlikte bunların yerine insanları koymaya çalışıyoruz. “Filancı da bunun gibidir.” Zaten bu septik anlayıştan dolayı de “filan filan da Ehlibeyt’tir” gibi asıl ile ilgisi olmayan görüşler maalesef ortaya çıktı.
Hz. Peygamber Efendimizin sözleri bildiğiniz gibi şahsından değil. O ne söylemişse Allah'ın vahyidir. Zaten ayetler “metluv” ve “gayrimetluv” olmak üzere iki kısımdır. R”ivayet edilenler, edilmeyenler.” “Tilavet edilenler, edilmeyenler.” Bu bir yönüyle Kur'an, bir yönüyle Cenap Peygamber Efendimizin konuştukları mübarek hadisleridir. Bunu böyle anlamadıktan sonra zaten işin esprisini kavramınız da mümkün değil. Neden mümkün değil? Masumiyet sıfatı, İsmet sıfatı, Fetanet sıfatının anlamı olmaz o zaman. Değil mi? Dolayısıyla yani Ehlibeyt seçilmiş sevilmiş örnek olarak gösterilmiş. Sevilmesi gereken insanlar olarak Allah tarafından emredilmiş insanlardır.
Efendim “filanca da bunun gibidir.” Biz kimi tutuyor kimi seviyoruz. Sanki takım tutuyorsun. Bunu takımla şununla bununla alakası yok. Kendine has kendi şartlarında bir oluştur. Ve bu oluşun üzerindeki el Hz. Fahri Âlem Efendimizindir. Onun üzerinde de Allah'ın elidir. Dolayısıyla buraya kimsenin bir katkıda bulunması veya bir şeyle onu noksanlaştırması asla ve kat’a mümkün değildir. 
Bir başka husus: Ehlibeyt hakkında Hz. Fahri Âlem Efendimiz “Nuh'un Gemisi gibidir binen kurtulur.” İstisna hiçbir şey koymamış. Nuh'un Gemisi. İnşallah ilerde bu konuları biraz daha açarız.

Ehl-i Beyt ile İlgili Ayet-i Kerimeler

Ehlibeyt ile ilgili 30’un üzerinde ayet-i kerime var. Aşağı yukarı 32 ayeti ben bizzat okudum. İmam-ı Ali eserimizde de Ehlibeyt ile ilgili ayetleri orada Elhamdülillah koyduk. Sıraladık. 
Ama Haliç'te hatırlarsanız yaptığımız programda “Tevhidin Merkezi Ehlibeyt'tir.” Orada özellikle 4 tane ayeti kerime bu ayetlerden 30 küsur ayeti kerimeden 4 ayeti kerimeyi alıp konuşmada bizi takip eden arkadaşlarımıza takdim ettik. O konuşma da benim elimde şu anda. Orada okuduğum ayetleri dilerseniz şimdi burada okuyalım. Tek tek bu ayetler üzerinde duralım. Cenab-ı Hakk'ın maksadını anlayalım. Burada Allah'ın maksadı bizden ne istiyor? Bunu görelim. Tekrar ediyorum yani Allah'ın kastı ortadayken muradı ortadayken biz bu muradı bir takım görüşlerle efendim ifade etmeye çalışmak çok yanlıştır, asılsızdır, bidatın ta kendisidir. 

Tathir Ayeti - Ahzap Suresi 33. Ayet

Evet şimdi bir Tathir Ayeti: (Ahzap/33) “Yüce Allah ancak ve ancak Siz Ehlibeyt'ten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister.” 
Ehlibeyt öyle insanlar ki; bunlarda vebal, günah, hata, noksan, aramak da yanlış. Niye? Allah diyor ki “bunlar tertemizdir” diyor “günahsızdır” diyor. Ee sen şimdi hangi mantıkla hangi gerekçeyle, eğer inanıyorsan işin üzerinde duracaksın. Mesela “Ehlibeyte masum” deniliyordu. Sünni olarak biz “hayır” diyorduk. Ama bu ayeti kerimeyi ben okuduktan sonra “Nasıl bir sünni ki Allah'ın beyanına karşı çıkıyor?” Bunun içinde masumiyet yok mu? 
Ha şimdi buna kalkıyor, birileri kalkıyor Hz. Fatıma'ya dil uzatıyor. Seni gidi ahlaksız herif! Sen kaç paralık adamsın? Seni Hint fakiri. Bilmem anlatabiliyor muyum? Ha şimdi bilmem ne adı altında da kalkıyorlar bu adamları adeta putlaştırıyorlar. “Asrı yenilemişler” bilmem ne! Lan sen kendini yenile be!
Evet, bir başka ayeti kerime. Yani onlarda biz bir kir arayamayız. Bir noksan arayamayız. Bir günah arayamayız. Neden? Ayetle Allah’ın garantisinde, garantörü bunların Allah.
Arada virgül farkı bırakmıyor. 
Diğer bir ayet-i kerime. 

Meveddet Ayeti - Şura Suresi 23. Ayet

Bu da Meveddet ayeti: (Şura/23) “De ki Ben bu Peygamberliğimi tebliğe karşılık sizden yakınlarıma (yukarıda bahsettiğimiz ehlibeyte) Sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum” 
Demek ödeceğiniz ücret de onları sevmek. Onları seveceksiniz. İmam Şafi Hazretleri buyuruyor ki “bu ayeti kerime ile birlikte Allah bize Ehlibeyt'i sevmeyi farz kıldı.” Biz Bizim yapacağımız Ümmet olarak tek iş onları sevmektir. 
Eğer onlardan şek ve şüphedeyseniz senin tekerin patlamıştır. 
O gerekçe bu gerekçe olamaz. Niye? Burada kesin hüküm var. İhtimalli bir… Hani bizim reyimize bırakılıp da “sen ne dersin acaba bu konuyu kabul eder misin etmez misin” (diye) bir şey yok, ihtiyari bir takdir yok ortada. İnanacaksın “ben sizden İslam'ı tebliğe karşılık ehlibeytimi sevmenizi istiyorum.” Bitti.  Bunun daha ötesi yok. 
Evet diğer bir ayeti kerime tabi bu konuda İmam-ı Azamın, İmam-ı Şafi'nin, İmam-ı Ahmet Bin Hambel'in, İmam Malik'in; bize Ehlisünnet diye tanıttıkları imamlar da aslında Ehlibeyt tarafı olan imamlar, yanlış anlamayın. İnşallah ele alacağız. 
İmam-ı Âzam’ın enteresan görüşleri var. Tamamen bu batıl akaide karşı çıkıyor, bu sebepten de Abbasiler tarafından malumunuz şehit ediliyor. 

Mübahele Olayı – Ali İmran Suresi 61. Ayet

Mübahale ayeti kerimesi bu çok meşhurdur. (Al-i İmran/61) “Kim sana gelen ilimden sonra seninle tartışmaya girerse deki ‘gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım ve sonra dua edelim de Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun” 
Şimdi bu olayın asıl da şu: Hz. Fahri Âlem İslamı tebliğ ederken Necran Hristiyanlarına gidiyor. “Gelin siz de Müslüman olun. Müslüman olun ki kurtulusanız.” Onlar da “Ya Muhammed bizim Müslüman olmamıza gerek yok. Yani Senin dinine girmemize gerek yok.” Neden? “Çünkü biz de sizin gibi Müslümanız.” Hz. Fahri Âlem yine tekrar ediyor “Hayır değilsiniz” diyor. 
“Çünkü” diyor, “Siz bir, domuz eti yiyorsunuz; iki, İsa'ya Allah'ın oğlu diyorsunuz; üç, Haça tapıyorsunuz. Bunlar sizde olduğu müddetçe siz Müslüman olamazsınız.” Gene itirazla “hayır” diyorlar. O zaman ayet-i kerime iniyor. Diyor ki Allah, işte “gelin nefislerimizi nefislerinizi, kadınlarımızla kadınlarınızı, çocuklarımızla çocuklarınızı getirelim de kim haksızsa yemin edelim Allah'ın laneti onun üzerine olsun.” Bu ayet-i kerime geliyor. 
“Tamam” diyorlar, “madem bu kadar sen iddialısın bizim de iddiamız var.” Din adamları ile birlikte lanetleşecekleri meydana geliyorlar. Bunun üzerine onlar Peygamber Aleyhisselam ve kiminle beraber olacaksa, onları ashabını bekliyorlar. Zanları şu: Herhalde Muhammed ileri gelen ne kadar Müslüman varsa alacak, bize biraz da gözdağı verecekler mantığı ile düşünürken bir de uzaktan Allah Allah; Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin önlerinde aleyhissalatu vesselam. 
Birden hayretler içerisine kalırlar. Yavaş yavaş yaklaştıkça güneş gibi ortaya çıkıyorlar. Hemen din adamları “sakın ha bunlarla burada kesinlikle lanetleşmeye girmeyiniz, yoksa helak olursunuz, zürriyetiniz tükenir gider, helak olursunuz.” 
Bunun üzerine Cenab-ı Peygamber Efendimize geliyorlar. “Tamam” diyorlar, “biz seninle beraber bu lanetleşmeyi yapmayacağız. Ama Müslüman da olmayacağız. İlk cizyemizi verelim müsaade isteyelim” deyip ayrılıyorlar.
Şimdi burada enteresan olan Hz. Allah'ın bu insanlara meydan okuması ile birlikte yollarının batıl olduğunu beyan etmesi iken, bugün diyalogcu müşrik insanlar bunu delil göstererek sanki Müslümanlık, onların da önünü açan bir dinmiş gibi takdim etmeye çalışıyorlar.

Deccal'in 2 Tane Ana Vasfı Var

Müthiş bir saptırma var. Asrımız Deccal asrıdır. Deccal'in 2 tane ana vasfı var, deccal döneminde. 
Bunun bir tanesi ümmet bölük bölük Hristiyan Yahudi olacak. Peygamber Efendimizin hadisi ama bunlar kendilerini Müslüman kabul edecekler, okun da yaydan çıktı gibi dinden çıkacaklar. Sorsan ben Müslümanım diyecekler. 
İki, Deccal'in ikinci vazifesi de Müslümanlar arasında fitne çıkartarak savaşa vesile olacaklar. Müslümanları birbirine (kırdıracaklar.) Bu çok mühim. Şimdi bu tartışmalarla İslam'ı gündeme getirenlerin haline bakıyoruz; aynen hadis-i Şerif'te hususu, böylece iki çarpı iki eşittir dört olduğunu görüyoruz. Niye? Çünkü hakikatlere ters düşüyorlar, ayetlere ters düşüyorlar. Hadisi şeriflerin beyanına ters düşüyor. 
Bir ayeti kerime daha okuyacağım buradan 
Şimdi haça tapanlara Müslüman diyorlar. Alevi kardeşlerimize de kâfir diyorlar. Tam bir fitne, hadiste beyan edilen müşrikler bunlar.  Allah bunların şerrinden ümmeti halas eylesin. 

Ebrar Ayeti – İnsan Suresi 8. Ayet

Ebrar ayeti. Bu da İnsan Suresinin 8. ayetinde “Ve ona ihtiyaçları olduğu halde yemeklerini yoksula ve yetime esirlere verirler. Onları doyururlar” 
Şimdi malumunuz bir insan hakikaten kendi ihtiyacı olan yiyecekti, giyecekti, başkasına mümkün değil vermez. Yani biri de bizden bunu istemeye kalksa “ne sen yani bize ne nedir senin baksana bizde başka bir şey var mı?”  filan iyi de bir fırça atar. Ama Hazreti Fatıma, Hazreti Ali Efendilerimiz oruçlu, yani yiyecek alacak paraları da yok. Yahudi'den borç alıyorlar gidiyor. İşte pazardan diyelim çörek alıp geliyor pişiriyorlar. Akşam vakti de sofraya koyuyor iftar vaktini bekliyorlar. Tam da bu esnada ayette beyan edildiği gibi bir sair, bir direnci, bir esir kapıya vuruyor. İşte “ben açım beni doyurun.” 
Şimdi Hz. Fatıma, Hz. Ali çöreğe bakıyor, kendileri oruçtu, kalkıyorlar. Her ikisi ittifakla alıp o ekmeği getirip o saire, o dilenciye ikram ediyorlar. 2. gün aynısı oluyor. 2. gün gene sair geliyor, dilenci geliyor. Ona bunu ikram ediyorlar. Bunun üzerine Cenab-ı Hak bu ayeti kerimeyi indiriyor, arkadaşlar. Ebrar ayetleri deniliyor bunlara, insan suresinin 8 ayeti. 
Şimdi bunlar hakikate seçilmiş insanlar. Kendimizi bir an böyle bir olayla deneyelim. Hangimiz biz bu fedakârlığı yapabiliriz? Senin zaten yaptığın iş ibadet. Orucu tutuyorsun. Geldi iftar vakti, sonra onların iftarı da bir hurma yani başka değil. Sahurda yedikleri de bir hurma, iki hurma.  
Böyle bir metanet, böyle bir sabır, böyle bir kanaat, böyle bir iman. Bunun izahı asla mümkün değil. İşte Ehlibeyt bu. Daha fazla farklı ayeti kerimeler var ama bu akşamki sohbetimizde bu kadarla iktifa edelim, diyorum efendim. 

Hz. Fatıma’nın Müstesna Bir Yeri Var

Şimdi Ehlibeyt Peygamberimizin içinde olduğu aile efradıdır, aile fertleridir. Bir Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. İkincisi bu sıralama enteresandır. Kızı Fatıma Ondan sonra gelir. Çünkü Peygamberlik Nübüvvetin nurunu taşıyor direkt olarak “O benim etimden kemiğimden kanımdandır” diyor, Allah'ın Sevgilisi. İkincisi de Hz. Fatıma. Yani öyle müstesna bir yeri var. Üçüncüsü İmam Ali'dir. O da amcasının çocuğudur. Hz. Ali’nin Peygamber Efendimizin damadı oluşu ile yakınlığı aynı anlama gelmez. Hz. Ali'yi çocukluk yaşından itibaren alıp eğiten, yetiştiren bizzat peygamber Aleyhisselam Efendilerimizin kendisidir. Ruhu şad olsun Rahmetli Ali Abi derdi ki; “Hz. Ali'den günah hiç nasibini almadı.” Yani öyle bir seçkin insandır İmam Ali Efendimiz. Günahsız bir insan, üçüncüsü O. Dördüncüsü Hz. Hasan'dır, Onların çocukları Hz. Fatıma ile İmam Ali'nin çocukları. Beşincisi İmam Hüseyin'dir. 
Şöyle bir incelik var Hz. Hasan ve Hüseyin ayet-i kerimelerde, hadis-i şeriflerde Cenab-ı Peygamberin oğlu, oğulları diye ifade edilir. Yani bu derece Allah'ın Resulü ile beraber. Bu derece Allah'a yakın olan insanlar. İşte Ehlibeyt bu Efendim. 

İmam-ı Ali'nin Şiaları Kimlerdir?

Bu soru da çok sorulması gereken ve bilinmesi gerekendir. Neden diyeceksiniz? 
Biz sahabe dendiği zaman hatırımıza gelen isimler malumdur. İşte bu isimler İmamı Ali Efendimizin yanındadır. 
1. Selman-ı Farisi, Hz. Selman'ın Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin Ehlibeyt kadar Ona yakın olduğu ifade edilir. Hz. Selman, Müslümanlar arasında çok istisnai bir yere maliktir.
Ve Selman'ın yolundan gelenler, bugün İslam dünyasını Müslüman eden insanlardır. 
Hz. Selman'dan sonra 2. Ebuzer Gıffari, çok meşhur bir sahabe. Bunlar aynı zamanda Gadir-i Hum’da bulunan -bu sayacağım isimler- Gadir-i Hum’da İmam Ali Efendimize biat edenler, bu sebeple de başkalarına biat etmeyenler.
Miktat bin Esvet, Ammar Bin Yasir, ki bunları hemen hemen İslam tarihini okuyan insanlardan bilmeyen kişi yoktur. Halit bin Said, As bin Bureyde Eslemi, Ubey Bin Kâb, Huzeyme bin Sabit, Ebu Heysem bin Teyhan, Sehl bin Huneyf, Osman bin Huneyf ki hepimizin tanıdığı Ebu Eyyub'el Ensari. Halit bin Zeyd yani. Cabir bin Abdullah El Ensari, Huzeyfetül Yaman. Çok meşhur bir sahabe. Saad bin Ubeyde, Kays bin Sa’d, Abdullah bin Abbas, Zeyd Bin Erkam.
Bildiğiniz gibi bu Sahabelerin tamamı Gadir-i Hum’da bulunmuş, İmamı Ali Efendimize biat etmiş ve bu biatlarını da hiçbir zaman bozmamışlardır. Bunlara da İmam-ı Ali'nin Şiaları denir. Sevenleri, yakınları denir. Şiilik bazılarının iddia ettiği gibi İbn-i Sebe tarafından uydurulmuş bir yol değildir. Bunu ben ilahiyatta hocaların bazı hocaların eserlerinde okudum, ciddi bir araştırma yaptım. Esef ettim yani bu kadar ilim adına iftira ve ihanet yapılamaz. İmam Ali Efendimizin ilk Şiaları bunlardır ve ilk Şialar bunlardan ibarettir. Kalkıp da Peygamberle İslam'la alakası olmayan Yahudi asıllı bir insanı, hatta bazı tarihçilerin “böyle bir insan yoktur” (dediği birinin) şahsına bina etmeleri ciddi bir kasıttır. Rahmetli Necip Fazılın Ruhunu Şad edelim “Ham bir yobazlıktır.” diyebiliriz buna efendim. 

Mezhep imamlarımızın Hilafete Dair Görüşleri

İmam-ı Âzam’ın Hilafete Dair Görüşü 

İmam-ı Âzam’ın hilafete dair görüşü: 
Muaviye'nin Hilafet ile ilgili olarak İmamı Azam Ebu Hanife şunları söylüyor: “Şamlılar bizi sevmiyorlar. Zira Hz. Ali ve Muaviye'nin saflarından birisini iştirak etmemiz talep edildiğinde “Biz ancak Ali'nin saflarında yerimizi alırız” buyuruyor. Ehl-i Hadis diye bilinenler bizi sevmiyorlar. Zira Biz Ehlibeyti seviyoruz. Ehlibeyte gönülden bağlıyız. Hilafetin Hz. Ali'nin Hakkı olduğuna inanıyor ve savunuyoruz.” 
Yani bak bu ikincisinden başlıyor. Muaviye'yi de Muaviye’nin haksızlığını, İmam Ali'nin haklılığını; birinci defada seçilmişlikte İmamı Ali'nin Hilafet Hakkı olduğunu beyan ediyor. Yani hem Muaviye döneminde, Hem Hz. Ebubekir’le İmam-ı Ali'nin arasındaki ilk dönemde İmam-ı Azam diyor ki; “Hilafet İmam Ali'nin hakkıdır.”
Evet burada kaynak ve Bezzaci /Menakıbı Ebu'l Halife/ Sayfa 275'te. 

İmam Gazali’nin Hilafete Dair Görüşü

Artı İmam Gazali. İmam Gazali zaten bu konuda çok net. Diyor ki: “Hz. Ebubekir ile Hz. Ali arasındaki mesele burada İmam-ı Gazalinin ifadeleri duruma çok açıklık getiriyor. İmam Gazali Hilafetle ilgili olarak şunları beyan ediyor: “Fakat Hilafet hususunda delil bütün açıklığı ile ortaya çıktı. Fakat Hilafet hususunda delil bütün açıklığıyla ortaya çıktı ve konu aydınlandı. Müslümanların tamamına yakını Gadir-i Hum hutbesindeki hadisin metninde şeksiz şüphesiz tam İcmâ ve ittifak ettiler. Orada Resûlullah şöyle buyuruyor: “Ben kimin idarecisi isem Ali de onun idarecisi ve velisidir.” bitmiştir. Dolayısıyla İcma’ya ve İcmâ ile sabit naslara aykırı olarak teviller üretmek batıldır.” 
Kim diyor bunu? İmam Gazali. Niye? “Çünkü” diyor, “burada Peygamberimizin bizzat emri var. Nassı var.” Onu nasp etmiş sen kalkıyorsun İcmâ ’lama Ne İcmâ’sından bahsediyorsun ya manyak mısın sen? Eğer onun hilafetini Yani Hz. Ebubekir'i kurtarmak için İcmâ hâsıl olmuştur derseniz. Şüphesiz bu da doğru değildir. Çünkü onun hilafetinde İcmâ yoktur. Nasıl olsun ki? Açıyor: “Hz. Abbas ve evlatları, Hz. Ali ve Hz. Fatıma evlatlarının hiçbirisi biat halkasında bulunmamıştır. Böyle bir halkanın nasıl İcmâ olduğunu iddia edebiliriniz.” Evet, dahası “Sakife’de bulunanların bile birçoğu muhalefet ederek oradan ayrıldı” diyor. 
Nerede bu? İmam-ı Gazali Sırrıl Alemeyn ve keşfi Ma fi’d-dareyn(S:16-18) adlı eserinde buyuruyor. 
Dolayısıyla Hilafet hususunda Mezhep imamlarımızın hemen hemen tamamının görüşü budur. Büyük ulemanın görüşü budur. Ve bu konuda 220 tane büyük sünni ulemasının eserlerinde bu yer almıştır. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir