
Neler Okuyacaksınız
“Ben 1919 senesi mayıs ayı içerisinde Samsun'a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız, Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben, bu milletle yola çıktım. Bu millete güvenerek işe başladım” Kemal Atatürk.
Samsun'da milleti ile yola çıkan merhum Atatürk'ün yolundan biz de 2002 yılında milletle birlikte yola çıktık. Hayırlı uğurlu mübarek olsun. Sayın genel başkanım, başkan yardımcılarım ve sevgili Artvinliler, gecemize hoş geldiniz. Bu katılım gecesi, bir bayram gecesi, şölen. Benden evvel konuşan çok muhterem arkadaşlarımızın da ifade ettiği gibi bu gece biz aynı zamanda milli takımımızın galibiyetini de kutluyoruz (Senegal – Türkiye Dünya Kupası Çeyrek Final Maçı). Hayırlı uğurlu mübarek olsun. Yarı final, inşallah final ve kupa. Var mısınız?
Türk Milleti, İnsanlık Ailesinin En Büyük Bir Kurumudur
Sevgili kardeşlerim Türk milleti, insanlık ailesinin en şerefli, en izzetli, en keremli, en merhametli, en adaletli, insan haklarını savunan; can emniyetini, mal emniyetini, namus emniyetini, din ve vicdan emniyetini, vatan emniyetini, bütün insanlığa doya doya yaşatan insanlık ailesinin en büyük bir kurumudur. Bizler hepimiz, o kurumun birer müntesibiyiz. Hayırlı uğurlu olsun. Sevgili kardeşlerim, sevgili kardeşlerim. Bu milletin ilelebet ebede kadar yaşamasına ve dal budak salmasına “evet” diyor musunuz? O halde bu milleti koruyacak, bu milleti kollayacak onun üstünde bir iradesi bir şemsiyesi olması lazım. Yani yasamasını, yürütmesini, yargısını ideal bir şekilde hayata geçirecek bir kurumun olması lazım. O da onun devletidir. Bu devleti, bu milletin bekası için yaşatmaya, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kâinatın doruk noktasına çıkartmaya var mısınız? Üçüncü şart, bu devletin hayatta kalabilmesi için onu koruyacak, onu kollayacak mutlaka kolluk kuvvetinin ve de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olması lazımdır. Bu silahlı kuvvetleri, hayata geçirmeye ve dünyanın bir numaralı ordusu yapmaya var mısınız? O halde gazanız mübarek olsun, yolunuz açık olsun.
Bir Milletin Ordusu Yoksa O Millet Yok Demektir
Avrupa Birliği'ne girmek için devleti küçültmeye yönelenler, orduyu küçültmeye yönelenler iyi bilsinler ki tarihi bir oyuna geliyorlar. Kardeşlerim, bir milletin ordusu yoksa o millet yok demektir. İki, bir milletin ordusu askeri yoksa, o milletin devleti yok demektir. Vallahi de yoktur billahi de yoktur. Şimdi, “biz devleti küçültelim”, “biz orduyu küçültelim” diyen insanlar, ne kadar samimi olurlarsa olsunlar, mutlaka batının oyununa gelmektedir. Sene 1919, ilk amaç Türk ordusunun dağıtılması ve silahlarının alınmasıdır. Bu yapıldıktan sonra Türkiye'ye istenilen her şey kabul ettirilebilir. İngiliz Lord Curzon İngilizler diyor ki; -aynı tarihte yani 1919 senesinde- “Türk milletinin imha edebilmek için mutlaka ordusunu terhis etmemiz lazım.”
Şimdi kardeşlerim, orduyu küçültelim diyen arkadaşlarımız, siyasi iktidar ve ikbal sahibi kardeşlerim, bilerek yahut da bilmeyerek İngiliz' in oyununa çanak tutmuyor mu? O halde seslenelim. Kendinize gelin, kendinize gelin, kendinize gelin.
Sevgili kardeşlerim. Eğer biz insanlık ailesine özellikle milletimize hizmet etmek istiyor isek mutlaka Türk Silahlı Kuvvetlerini teçhizatı ile donanımıyla, silahıyla her şeyiyle istenilen yere getirmek mecburiyetindeyiz. O zaman bekamız, bağımsızlığımız teminat altında olur. Şayet bunu yapamazsak, sadece Türk milletinin geleceği değil, bizim coğrafyamızda yaşayan, Avrupa coğrafyasında yaşayan, Asya coğrafyasında yaşayan insanların tamamının hayatı maalesef ve de maatteessüf helak da olmak mecburiyetinde kalır.
Bizleri Hicaz coğrafyasından çıkartabilmek için çeşitli oyunlarla beraber üzerimize gelenler bugün, evet o tarihte 1914 tarihinde bunu başardılar. Biz o topraklardan geriye döndük. Ama o topraklar üzerinde yaşayan Arap Müslüman kardeşlerimizin haline bakın. Filistin'in haline bakın. Irak'ın haline bakın. Suriye'nin haline bakın. İki yakası bir araya gelmiyor. Her gün, her gün Batı dünyasının bombalanma tehdidiyle iç içe yaşamakta. Bölüneceğiz, yok olacağız korkusuyla beraber hayatlarını devam ettirmektedirler. Aynı oyunu, bugün memleketimizde oynamak istiyorlar. Bizi bölmek ve de parçalamak istiyorlar. Bunlara dur demeye var mısınız?
Sevgili kardeşlerim. İyi bilesiniz ki hayatımızın teminatı, öyle dediğim gibi birbirimize bağlı, beraber olmamıza, tek bilek ve tek yürek olmamıza bağlıdır. Aksi takdirde birbirimizi eleştirirsek, kurumlarımızın aleyhinde gidersek onların yok olmasına sebep olacak olayların içerisinde bulunursak biz hak ile yeksan oluruz. Ayakta kalmak, hayatımızı devam ettirmek hiç ama hiç mümkün olmaz. Şunu çok iyi bilesiniz kardeşlerim “Bir milletin, bir devletin ordusu yoksa o aynen müşkile hünsâ olmuş bir insana benzer. Onda katiyetle hayat imkânı yoktur, olması da mümkün değildir.” Bu tarz memleketimizi bölmeye çalışıp onlara çanak tutanlara ihtar ediyor ve diyoruz ki: “Kendinize gelin ve millete sahip çıkmanın yolu, onu sözle zenginleştirmek değil, hakikatle cebini doldurmaktır.” Var mısınız? Hodri meydan diyelim, milletimizi zengin yapalım.
Avrupa Birliği'ne “Hayır” Diyorum
Sevgili kardeşlerim, isterseniz gelin biz Avrupa Birliği'ne karşı olduğumuzu bütün toplantılarda ifade ediyoruz, burada da ifade etmeye çalışacağım. Niçin Avrupa Birliği'ne karşıyız? Avrupa farklı bir medeniyettir. Biz, Türk medeniyeti olarak farklı bir dünyanın insanlarıyız. Zira Avrupa, teslis akidesinin hayatına, damarlarına sunduğu kanla beraber hayatını devam ettirir. Biz ise tevhîd akidesi ile beraber hayatımızı devam ettiririz. Aksi takdirde ne Avrupalı' dan ne de bizden hiçbir şey olmaz. Yani Avrupalı kendi itikadından vazgeçerse o kendi kendini idama mahkûm eder. Biz de kendi tevhîd akidemizden vazgeçersek kendimizi idama mahkûm ederiz. Yani yok olmanın altına imzamızı atarız. Şimdi siz Türk milleti yok olsun diyor musunuz?
O halde, Avrupa Birliği'ne bu sebeple hayır dememiz şarttır ve de farzdır.
Sevgili kardeşlerim, bakınız. Avrupa müteferrik devletlerden birliğini vücuduna getiriyor. Şu kadar devleti bir araya getirip bir devlet oluyor, bir millet oluyor, bir yürek oluyor. Bize ne diyor biliyor musunuz? “Benimle beraber olabilmen için senin parça parça olman lazım. Güneydoğu’yu ayırman lazım. Kıbrıs'ı ayırman lazım. Ege'yi ayırman lazım İstanbul'u vermen lazım. Karadeniz’i Rumlara teslim etmen lazım” diyor. Buna siz “evet” diyor musunuz? İşte ben de bunun için Avrupa Birliği'ne “hayır” diyorum.
Avrupalılar Diyor ki: “Kilise Kapılarından İçeriye Gireceksin ki Ben Seni O Zaman Kabul Edeyim.”
Bakınız Avrupa'nın şu anda müşterek parası olan Euro üzerinde 2 tane kapı resmi vardır. 100 € da 50 € da kapı resimleri vardır. Bu kapılar neyin alamet-i işareti biliyor musunuz? Saint Pierre Kilisesi'nin ve Notre Dame Kiliselerinin kapısıdır bunlar. Avrupalı bize diyor ki “benimle olmak istiyor musun? Benimle olmak istiyorsan, bu kapılardan içeriye gireceksin ki ben seni o zaman kabul edeyim.” Siz şimdi bu kapılardan içeri girmeye razı mısınız? Ben de razı değilim. Sevgili kardeşlerim bakınız. Avrupa daha ne diyor. Diyor ki: “Ayasofya’yı müze haline getirdik. Şimdi bunu siz kiliseye çevirmeniz lazım. Sadece onu mu? Trabzon Ayasofya’sını kiliseye çevirmeniz lazım, İznik Ayasofya’sını kiliseye çevirmeniz lazım.” Sevgili kardeşlerim, ben de ona diyorum ki: “Yanlış yapıyorsun. Onu, orasını, benim dedem Fatih bana emanet eyledi. Şayet senin iradene teslim olur, senin dediğini yerine getirirsem ben emanete ihanet etmiş olurum.” Siz bu ihanete evet diyor musunuz? Onun için Avrupa istedi diye Ayasofya’yı kilise şekline sokmak isteyenlere bu meydandan, bu sinemadan cevap veriyor ve diyoruz ki: “Biz Ayasofya’yı iktidara geldiğimiz gün, an camiye çevireceğiz.” Var mısınız?
Avrupa'da Hürriyet Yok Bunu Çok İyi Bilin
Sevgili kardeşlerim, sevgili kardeşlerim düne kadar Avrupa’ya “Hristiyan kulübü” deyip çatan adamlar bugün “Avrupa'da çok dinlilik var, hürriyet var. Onun için bizde Avrupa Birliği'ne tarafız” diye iddiada bulunuyorlar. Gelin şimdi Avrupa'da çok mu din var, bir tane mi din var görelim. İngiliz'in dini nedir? Fransız’ın? Almanın? İtalya'nın? Belçika'nın? Hollanda'nın? O halde. O halde, Avrupa'da çok din yok bir tane din var. O da Hristiyanlıktır.
Sevgili kardeşlerim, acaba niçin bu arkadaşlar evet diyorlar? 11 Eylül’de Millî görüş camilerinde imamın sağına soluna papaza oturtup af dileyip Hristiyanlar için dua edenlerin galiba din anlayışı çoğaldı. Yoksa Avrupa'nın dini değil! Avrupa'da kardeşlerim iyi bilin ki hürriyet, hürriyet yok bunu çok iyi bilin.
Hollanda Arlen’de Yer Altında Bir Camide Mescitte Ezan Okudum
Benim başımdan geçen bir olay size nakledeceğim. Sene 1976. Hollanda Arlen’ deyim. Arlen’de yer altında bir camide mescitte ezan okudum. Meğer penceresini açtık. Camideki ezan sesi dışarıya çıktı. Namazı bitirdik, dışarıya çıktık. Hollanda polis ekibi geldi. Arkadaşla bir şey konuşuyor. Dedim “ne konuşuyor?” “Ezanın sesi dışarıya çıkmışta hesabını soruyor.” “Deki” dedim, “bu kardeşimiz, Türkiye'den geldi buranın huyunu suyunu kanunu tanımıyor, özür diliyor.” “Ben de onu söylüyorum” dedi. Şimdi yeraltında okuyan ezanımın dışarıya çıkmasına müsaade etmeyen Avrupa'da mı hürriyet var? Hürriyet benim dünyamda kendine gel ahmak adam!
Avrupa'da ne hürriyeti var biliyor musunuz? Avrupa'da ne hürriyeti var? Oturursun cami avlularında, oturursun okul gibi yerlerde Türkiye'ye küfredersin, devletine küfredersin, askerine küfredersin, hürriyet buna var buna… Dini anlatmana yaşamana yoktur. Bunu çok iyi bilesin! Sen erkeksen, sen erkeksen Alman’ın Devleti’nin aleyhinde Alman’ın Ordusunun aleyhinde 10 dakika konuş, dilinle senin tavana asarlar. Kardeşlerim bunların hepsi uydurma. Vallahi de uydurma, billahi de uydurma. Orada arkadaşlarımız var, bir gün sordum. Berlin'de gezerken çocuklar dedim: “Acaba Berlin meydanında siz hangi tarihte bir ezan okuyacaksınız? Bana verdikleri cevap “hiçbir zaman okuyamayacağız.” “Oğlum burada hürriyet vardı?” “Hocam onların hepsi hikâye. Biz burada 2. sınıf bile değil, 3. sınıf insan muamelesi görüyoruz.”
Seni ahmak, kendine gel!
Türk Silahlı Kuvvetleri Milletin Dininin Karşısında Değildir
Sevgili kardeşlerim. Birtakım çıkarlar uğruna bakınız Türk Silahlı kuvvetlerine dil uzatanlar, yeminle konuşuyorum, maksatlı, milleti bölmek ve parçalamak için hareket ediyorlar. Edip Paşamız daha dün ne söyledi? “Ben Hacı İsmail'in torunu dindarım. Arkadaşlarım dindardır. Bizim ordumuzun ideali, inancı hiçbir zaman bu milletin başının örtüsünün karşısında değildir.”
Daha Allah'tan belanı mı arıyorsun? Ama kardeşim şimdi beni iyi dinle. Eğer sen dindar görünüp devletin ayağının altını oyup onu yıkmak istersen Allah da senin belanı verir. Sen o zaman hak ettiğin cezaya çarpar ve hizmet imkanlarından mahrum olursun. Bugün Türkiye'de hizmet yoksa bu sebepten yoktur, sevgili kardeşlerim. Yoksa inancını, Türkiye Cumhuriyeti Hukuku’nun tahlilinde yaşayan hiçbir insana, Türk Silahlı Kuvvetleri -ben onun müdafaasını yapıyor değilim, o mevkide değilim, ama şahit olduğum olaylar, beni bunu anlatmaya mecbur etti- Vallahi de milletin dininin karşısında değil, billahi de değildir. O halde bu tarz tavırlar milleti, devleti ile sivili askeri ile birbirine düşürmek; milleti ve devleti parçalamaktan ibaret birtakım hareketlerdir.
Şimdi var mısınız bunlara son demeye? Daha şiddetli istiyorum. Var mısınız? O halde hayırlı olsun, oyunlarına son verdik mübarek olsun.
Ekonomik Görüşlerimizi Dinlemeyenler, Avrupalıyı, IMF’yi Dinlediler
Sevgili kardeşlerim…
Sevgili kardeşlerim. Ekonomiyi ipe çekenler, adeta milleti açlığa mahkûm edenler, iyi bilesiniz ki tamamen cehalet ve gaflet ve dalaletten dolayı milleti bu hale getirmişlerdir. Memleketimizin 3 sene evvel başlayan para oyunlarıyla maalesef maliyesini çökerttiler. Biz ikaz ettik, elimizden gelen her şeyi söyledik ama dinlemediler. Sevgili kardeşlerim bizi dinlemeyenler, Avrupalıyı dinlediler. IMF’yi dinlediler. Amerika'dan adam getirdiler dediler “Ekonomiyi düzelteceğiz.” Sermaye sahipleri, sermaye çevreleri kafa salladı. “Tamam” dediler bu gelen arkadaş ekonomiyi çok iyi bilir ve düzeltir. Ben programlarına baktım. Gördüm ki ekonomiyi düzeltmeleri mümkün değil; şunu iyi bilin, yeminle konuşuyorum. Benim iktisadi görüşlerimin zekâtı sadakası vallahi sülalelerini satın alır. Hiç merak etmeyin.
Size şimdi size şimdi dünya iktisadından bahsedeceğim. Bu adamlar hepsi balon. Sıfır adamlar sıfır; Amerika ve Avrupa. Benim elimi öpmüştür. Ödülü bana vermeleri mecburiydi verdiler, benim elimi öptüler. Şimdi sırada milletimin elini öptürmektir. Var mısın elini öptürmeye?
Bu Millet Kardeştir, Onu Ayıranlar Kalleştir
Kardeşlerim, ben Türkoğlu Türk'üm. Bakınız beni iyi dinleyin gençler. Ben Türkoğlu Türk'üm. Ben şövenist değilim, ama Türk milliyetçisiyim. Benim dedem öyle bir bayrak altında yaşadı ki… Onunla beraber Kürt vardı, Laz vardı, Çerkez vardı, Boşnak vardı, var oğlu vardı, herkes vardı. Hiç kimse ondan şikayetçi değildi. Örfümüz bir, adetimiz bir, geleneğimiz bir, dinimiz bir, diyanetimiz birdir. Şimdi bakınız, Gürcü kardeşlerim çok iyi bilirler. Benimle çalışan birçok Gürcü kardeşlerim var, ha ben ha o. Benim damarımı kessinler Gürcü kanı akar, onunkini kesseler Haydar Hoca'nın kanı akar. Sevgili kardeşlerim. Biz işte asırlar boyu bir arada olduk. Bizi bölmeye parçalamaya çalıştılar. Ama bu millet etle kemik oldu. Et ve kemik olan bu milleti ayırmaya çalışanlar, vallahi de kalleştir billahi de kalleştir. Bu millet kardeştir, onu ayıranlar kalleştir.
Yatıyorsun Döviz, Kalkıyorsun Döviz, Böyle Bir Ekonomi Olmaz
Sevgili kardeşlerim. Şimdi gelin onlarla akademik dille konuşalım. Erkekseler çıksınlar kaç defa “hodri meydan” dedik. Hadi çıksınlar konuşalım. Bakınız dünya iktisat kuralı var. Ben bu kuraldan bahsedeceğim. Bir devletin milli gelirinin %30’u mutlaka 1 yıl sonra tedavülde para olarak dolaşması lazım. Yani sizin geliriniz 90 milyarsa, 90 milyar dolarsa 30 milyar dolarınız para olarak dolaşacak. Ne olur o zaman? O zaman bir sonraki yıl, bu önceki yılı kazanç olarak yakalar veya daha üstüne çıkar. Daha fazla olmasını istiyorsanız, daha fazla çalışırsınız ve ülkeyi o nispette kalkındırırsınız. Şimdi bu nispet Amerika Birleşik Devletleri'nde iç piyasada parasının milli gelirinin %30' u dolaşır, dış piyasada %70’i dolaşır. Almanya'da %30’u iç piyasada dolaşır, %30’u dış piyasada dolaşır; Almanya'nın milli gelirinin %60’ı dolaşımdadır. İngiltere'nin %60’ı dolaşımdadır; %30’u iç piyasasındadır, %30’u dış piyasasında. Bunu çoğaltabiliriz. Sevgili kardeşlerim, bütün Avrupa bunu böyle yapıyor.
Şimdi peki bu mana ne manaya geliyor? Onun parasının dolaştığı yerde hangi ülkeye giriyorsa bu para, o ülkenin parası piyasadan çıkıyor o gayri milli döviz oraya geliyor. Aynı oyun acaba Türkiye'de oynanıyor mu oynanmıyor mu soruyorum size? Oynanıyor mu? “Evet” hem de çok fazlasıyla. Zira bizde milli gelirimizin %2’si piyasada dolaşıyor, %28 açık var açık.
Bunu ne ile dolduruyorlar. Aldıkları sendikasyon kredilerini, bankalar sendikasyon kredileri alıyor. Nereden? Faraza dünya bankalarından, efendim birtakım devletlerden kredi alıyorlar. Bunu da Devletimiz mesela onlar %3 faizle alıyorlar. Devlette bunlardan %8 faizle %5 onlara kâr vererek bu para babalarına %5 kâr vererek alıyor bu parayı piyasaya sürüyor. Böylece Türk parasına “geriye dön marş marş” deniyor. Ve de iç piyasada döviz iş görüyor. Bakkala gidiyorsun döviz. Manava gidiyorsun döviz. Lokantaya gidiyorsun döviz. Otobüse gidiyorsun döviz. Trene gidiyorsun döviz. Uçağa biniyorsun döviz. Yatıyorsun döviz. Kalkıyorsun, kalkıyorsun döviz. Böyle bir ülkede kardeşlerim, böyle bir ülkede iktisat olur mu? Ekonomi olur mu? Bunlar batırdılar. Mahvettiler. Lütfen gitsinler milleti kurtarsınlar.
Ve dünyada kalkınmaya karar veren milletler devletler ne yaptı? Hiç merak etmeyin. Onlar ne kadar batırırlarsa batırsınlar vallahi de kurtaracağız billahi de kurtaracağız. İki yılda Avrupa’yı, 3 yılda Amerika’yı, 4 yılda Dünya liderliğine var mısınız? Hiç merak etmeyin. Bunlar hesap işi. Bunlar akıl işi. Bunlar feraset işi. Bunlar çalışma işidir. Çalışmaya var mısınız? O zaman hiç merak etmeyin. Bizim tek formülümüz, çalışmaktır, çalışmaktır.
Vergiler Faizlere Gidiyor
Şimdi çok daha basit bir oyundan size bahsedeceğim. O alınan kredilere verilen faizler var. Bunlara yılda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin verdiği faiz miktarı 45 katrilyon. Devlet 45 katrilyon yılda faiz ödemesi yapıyor. Sevgili kardeşlerim, vergiler nereye gidiyor? Senin benim cebimden alınan para nereye gidiyor? Memurun cebinden alınan para nereye gidiyor? İşçinin cebinden alınan para nereye gidiyor? Çiftçinin cebinden alınan para nereye gidiyor? Bakkaldan, manavdan sanayiciden alınan paralar nereye gidiyor. Maalesef faizlere gidiyor. Har vurup harman savuruyoruz. Allah onların şerrinden bu milleti halas eylesin.
Kalkınan Ülkelerin Yaptıkları İş Emisyonunu Genişletmek ve Emeği Devreye Koymaktır
Sevgili kardeşlerim dünyada kalkınan ülkelerin yaptıkları iş şudur bakınız: her ülke emisyonunu genişletti, emeği devreye koydu. Emeğini devreye koyan o millet üretimi teşvik etti, yani üretim çoğaldı. Üretim çoğalınca emisyon genişledi. Emisyon genişledi, üretim çoğaldı. Emisyonu tekrar genişlettiler üretimi çoğalttılar. Böylece hayatı dengelediler, ekonomi dengelendi. Amerika'da böyle oldu. Daha Almanya'da da böyle oldu. Son kalkınan ülke Japonya'da böyle oldu. Bize gelince nasıl oldu biliyor musun? Biliyor musunuz? Emisyonu genişletmeyin , Merkez Bankası'nı kapatın. Kapısına anahtar vurun sakın bir kuruş para basmayın. E ne olacak? IMF amca bize para gönderecek. Cebimize dolduracak yiyeceğiz içeceğiz inşallah. IMF para gönderecek. Biz bu para ile hayatımızı sürdüreceğiz.
IMF Para Gönderdi, Sonra Şartlara Başladı
IMF bir gönderdi, iki gönderdi ondan sonra şartlara başladı. Birinci şart Kıbrıs’tı, vermen lazım. İkinci şart, Güneydoğu’yu bölmen lazım. Üçüncü şart Apo’yu affetmen lazım. 5 bin insanın kanına girmen lazım diyor. Buna ne diyorsunuz? Şimdi iktidar af diliyor. Allah seni affetsin, ben değil.
Kardeşlerim, şimdi ben idam konularına girmiyorum ama yeri geldi diye söylüyorum. Amerika Birleşik Devletleri ne yaptı söyler misiniz? Amerika Birleşik Devletleri dedi ki “filanca kez benim ikiz kulelerime saldırdı. Benim de ona saldırıp onu mahvetmem lazım.” İspat yok orada şahit de yok bir zan üzerine. Afganistan'a bir sürü uçak gönderildi, öyle değil mi? Sen “anarşisttir” diye Afgan halkını masum insanı topa tuttun, ölüme mahkûm ettin. Bana da diyorsun ki “onun yakasına yapışamazsın.” Vay senin adalet anlayışına. Allah seni de ıslah etsin.
Onun için bakın sevgili arkadaşlarım. Onun için bakınız Türk milleti. Tarihin her döneminde hâkim olduğu coğrafyalarda insan haklarına “A” sından “Z” sine kadar değer vermiştir. Hiç kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmemiştir. Onun için bizim gittiğimiz coğrafyalar mesela Balkanları düşünün, Bosnalıya sorduğun zaman “sen kimsin?” verdiği cevap şu: “Ben Türkoğlu Türküm. Sırplı bir Müslümana sorduğun zaman “sen kimsin?” “Ben Türkoğlu Türk'üm.” Şimdi kardeşlerim, bu adamların gittiği beldelere, memleketlere gidin. 6 ay sonra, 6 yıl sonra, 60 yıl sonra… Amerikalıyım diye oradaki insanlara söyletebilir misiniz? İşte aramızdaki fark budur.
Sevgili kardeşlerim, biz bu işin maalesef propagandasını ve reklamını yapmasını maalesef bilemediğimiz için bütün çorapları başımıza örmek istiyorlar. İşte tek şart dediğim gibi milletin devletin sivili ile askeri ile bir ve beraber olmasından geçiyor. Onun için bağımsız Türkiye'nin iktidar olmasına “evet” diyor musunuz? Yapacağımız iş o zaman şudur: gece gündüz çalışacağız. Bu sadece Haydar Hoca'nın işi olamaz. Haydar Hoca, sabah akşam koşuyor ama hep beraber koşacağız. Var mısınız?
Sevgili kardeşlerim, hiç merak etmeyin. Çiftçiye artı sanayiciye bakın. Bakır işletmelerimiz kapandı. Niçin kapandı? Para olmadığı için kapanmadı. IMF istemediği için kapandı. Şimdi bu bakır işletmelerini açmaya var mısınız? Vallahi iktidar olduğumuz gün açılacak billahi açılacak. Kimsenin kuşkusu olmasın. İşçi vergi vermeyecek, işçi vergi vermeyecek, memur vergi vermeyecek. Bugün 500 milyon alan memur işçi kardeşim, kesinlikle bizim iktidarımızın döneminde vergi kesintileri cebine girecek. En az 1 milyar maaş alacak. Var mısınız? Ve biz avans adı altında kardeşlerimize faizsiz kredi vereceğiz. İster hayvancılık yapsın ister çiftçilik yapsın ister ormancılık yapsın. Ama verdiği sözü yerine getirsin, avansını imalatta ve üretimde değerlendirsin. Bakkal kardeşim esnaf kardeşim de bunu alacak. İşte böyle zengin bir hayata var mısınız? Ben daha size ne diyeyim siz arifsiniz. Size tarifte gerekmez. Hayırlı uğurlu mübarek olsun, gazanız mübarek olsun. Allah'a emanet olun.
Bu sohbeti video olarak izlemek için play butonuna basınız