
Neler Okuyacaksınız
Mersinli kardeşlerim,
Tabii programın sonuna geldik, ben de son konuşmacı, bilmem Hocam toparlayacak mı?
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Yani gerçekten çok yoruldunuz. Ben oturmaktan yoruldum. Onun için çok kısa bir konuşma yapacağım.
Milletin İradesi ve İsteği Olmadan Elimizden Hile ile Çıkartılan Madenleri Tekrar Geri Alacağız
Esasen Türkiye coğrafya olarak dünyanın en zengin coğrafyası. Bendeniz siyasete girdiğimizde bu konuya temas ettiğimde “3 katrilyon dolarlık yeraltı kaynağımız var.” Şimdi bunu ben söylüyorum, ilim adamları, fikir adamları, siyaset adamları, halk “yok canım ya böyle şey olur mu?”
Hâlbuki bunu duyan insan ne yapar? Sevinir değil mi? 3 katrilyon dolar bizim servetimiz var. Önce iktidar inkâr etti, sonra baktık ki iktidar bu inkâr ettiği kaynakların tamamını Avrupalı, Amerikalı iş adamlarına teslim ettiler. Altınımızı verdiler, uranyumumuzu verdiler, torumuzu verdiler, ne bileyim kireçlerimizi verdiler, taşlarımızı verdiler, her şeyimizi verdiler. Ondan sonra da işte konuştuğumuzda “valla biz de bilmiyorduk.” Cinayetler işliyor, ondan sonra da diyor “bilmiyoruz.”
Yani şimdi arkadaşlar böyle bir coğrafyadayız. Onların 1 senede, 3 senede, 5 senede, 10 senede bu madenleri tüketmelerine imkân ve ihtimal yok. Böyle ilmi filan da konuşmayacağım, sizin anlayacağınız tarzda konuşacağım. Ben diyorum ki size; bizi ekip olarak iktidara getirirseniz, bu kaynakların tamamını evvela verdikleri -kime verdiyseler- çağıracağım, “ne verdin sen? 3 verdim al sana 5 geriye dön marş marş.” Diyelim ki İngiltere, “gel bakalım Sen ne verdin bize?”
“-Ben 7 verdim.”
“Al 15, geriye marş marş.”
Vallahi bunu yapacağım. Şimdi bu benim dediklerimi anladınız mı? Ne dedim şimdi ben. Milletin iradesi ve isteği olmadan elimizden hile ile çıkartılan madenleri tekrar geri alacağız. Haydar Hoca ile olursanız hiç endişe etmeyin. Ama adı iktisatçı, iktisattın i’sinden haberi yok. Bilmem hangi mektebin orta kısmını bitirmiş, yüksekokuldan haberi yok. Bunları seçerseniz bunlar olacak. Tekrar ediyorum ben Allah nasip ederse, sizde şayet takdir ederseniz, iktidar olduğumuzda bütün bu madenleri geriye alacağım.
Hakkınız Olan Madenleri Elinizden Çıkarmayın
Yerine ve bölgesine göre %49’u Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, %51’ide Türkiye Cumhuriyeti Devletinindir. İkiye böldük %49’unu size verdik istiyor musunuz? %51 devlet alacak kabul ediyor musunuz? Yemin ederim ki biz o zaman Türkiye'nin, dünyanın birinci devleti olduğunu ve milleti olduğunu yaşayacağız. Ben bu sözü vererek çok kısa bir konuşma yapıyorum. Ama beni dinliyorsunuz, kafayı sallıyorsunuz, ondan sonra bizi sallayıp atıyorsunuz. Böyle yapacak mısınız?
İyi bu iştah kaybolmasın. Sonra bakın çocuklar. Ben bu işi biliyorum diye Ahmet Bey kardeşim de hatırlatma yaptı. Vallahi gerçekten bu işi ben biliyorum, ben bu işi çok iyi biliyorum. Onun için iktisatçı bilim adamları, “dünyada en iyi bu işi bilen adam Haydar Hocadır.”-onlara da Hocalığımı kabul ettirdim- diyorlar.
Şimdi kardeşlerim, eğer bu değinenleri biz yapmazsak sürünmeye devam edeceğiz. Ben sizin seçtiklerinizi de tanıyorum. Hatta ben onlarla çok da beraber oldum. Haydar Hocanın ilminin sadakası olmaz.
Belki onların partisinden olursunuz, “hodri meydan” demem için bana müsaade edin. Ben “hodri meydan” diyorum, benim ilmimin sadakası olmaz.
Hocam bunun ispatına hazır mısın? Elbette, buyursunlar istedikleri kanalda, istedikleri spikerle, istedikleri genel başkanla beni karşı karşıya oturtsunlar, istedikleri konuyu konuşalım. Hodri meydan! Ne diyorsunuz?
Şimdi Akçaabat'ta bir arkadaş ikna olmuş, gece yarısı çocuğunu kaldırmış. “Oğlum biz oyumuzu Haydar Hoca’ya söz verdik ama filan partiye vereceğiz.”
“-Ya baba ayıp değil mi? Ben de söz verdim.”
“-Yahu! Şu parayı verdi bize!”
Sakın ha! Başkasının parasına tamah edip, hakkınız olan madenleri elinizden çıkarmayın. Hem haram yersiniz hem de batarsınız. Anlaştık mı? Tamam.
Siyasetin Birinci Görevi Geliri Adil Dağıtmasıdır
Şimdi sevgili arkadaşlar siyasetin birinci görevi, geliri adil dağıtmasıdır. Şimdi bir tanesi alıyor 10.000 lira, bir tanesi 8.000 lira, bir tanesi 1.600-1.700 lira. Bugün 600 lira alanında evinde en az 5 tane çocuğu var, bir de kirada duruyor. Diğeri de 10.000 lira alıyor, 1 tane uşağı var. Şimdi adil geliri dağılmasını siyaset yapması lazım.
İki, Devleti idare eden siyaset. Az evvel sen mi söyledin sen mi kusura bakmayın, bu gelir dağılımında büyüme var. Sen söyledin. Çünkü burada ekonominin kurallarında sürekli büyümeyi temin etmek var. Adam ona uyudu. Bu gerekçeyle size Türkiye %7 büyüdü, öyle mi diyorlar. Bu kurallara göre konuşuyor. Ama hayatında bu kuralları bir defa uygulamamış ve de “bunlar nedir desen” vallahi bilmiyor. İşte Türkiye'de siyasetin kalitesi bu.
Siyasetin Faizli Parayı Sistemden Çıkarması Lazım
Arkadaşlar diğer bir husus, siyaset faizli parayı sistemden çıkarması lazım. Az evvel kim söyledi. Türk milleti şu kadar borçlu. Sen mi söyledin? Kaç milyar?
“3 trilyon 61 milyar” Arkadaşlar dile kolay. Yani bunlar bizim aldığımız, çarşıda pazarlık yapıp satın aldığımız veya bir başkasından emlak olarak aldığımız baldan dolayı yapılan ticaretin sonucu değil. Ne bu biliyor musunuz? Bankalardan maalesef aldığımız krediler. Bu kadar büyük miktarda bizi borçlandırdı. Şimdi akıllı siyaset adamı bunu devreden çıkartacak. O zaman sizin Türkiye'de kazanacağınız hak en az 300 trilyon Türk lirası olacak öyle mi?
Vergisiz Bir Türkiye
Vergiyi inşallah sona erdireceğiz. Vergisiz bir Türkiye vergiden şikâyetçi misiniz? Bunu Türk tarihinden silecek olan adamın adı da Haydar Hocadır. Şimdi onlar tabii tek kapıları vergi olduğu için zam, ceza. Üç tane gelir kaynağı var, kapitalist siyasilerin. Birisi vergidir, biri cezalardır, diğeri de zamlardır. Bu üçüyle beraber sizi sülük gibi emerler. Haydar Hoca bunların kellesini kesiyor.
Peki, hocam sen vergi almazsan bu milletin karnı nasıl doyuracaksın? Memur var, işçi var, asker var, değil mi? Polis var, bunları nereden vereceksiniz? Ya ben bu parayı, maaşı vermesini bilirim. Bundan da endişeniz olmasın. Bundan endişeniz var mı yok mu? Yok, tabii. Olsa evet demezler.
Gayri Safi Milli Hasılamızın Karşılığı Olan Paramız Piyasada Yok
Arkadaşlar çok ciddi kaynağımız var. Ben gayrisafi milli hasılamız geçen yıl kaç paraydı?
3 trilyon. Sevgili arkadaşlar biz bu 3 trilyon kazanca karşılık, enteresandır piyasada 1 tek kuruş paramız yok. Bak ben matematiği o kadar kolay bir safhaya indirdim ki. Bin lira verdim size, gittiniz bir çuval Mısır aldınız tarlaya ektiniz, biçtiniz. Hasat zamanı geldi. Ektiğiniz buğday bin liralık, elde ettiğiniz bu buğday 10.000 liralık. Öyle ya bir tane tohum, 10 tane verince 10 defa artış oldu. Öyle mi? anladık mı?
Ne yaptık biz tohumu tarlaya ektik, geriye 10 misli daha fazla aldık. Aldık ama bir tek kuruş para, bu fazla gelen mamul için basmadık, piyasaya sürmedik. O bin lirayla mevcut olan elimizdeki mısırı almamız piyasadan mümkün mü? Mümkün mü? Oldu mu böyle ticaret şimdi. Değil değil mi?
Şimdi onlar benim bildiğim matematiği onun için bilemezler. Biz o mısırın karşılığında basılması gereken parayı, emisyonu genişletiriz, yani parayı basarız, devlet de mührünü vurur, 1.000 liramız tam 10.000 Türk Lirası olur. Anlaşıldı mı? 1.000 Lirayı kaç kişiye verecektik? Yüz kişiye. 1000’i yüzle çarparsak ne ediyor, 100.000. Biz 10 bin lira aldık. Yüzde birini alırken, yüzde onunu alma noktasına gelmiş olacağız. Neyle, mısır karşılığında bastığımız paramız ile, anlaştık mı? O zaman siz zengin mi olacaksınız, fakir mi olacaksınız?
Zengin olacaksınız. Şimdi zengin olmak istiyor musunuz?
Bu işi ben biliyorum, niye benimle olmuyorsunuz?
Milli Ekonomi Modeli Ödemeleri
Vatandaşlık Maaşı
Şimdi kardeşlerim, bakın bu ülkede Cumhuriyetimizi kuranların tamamı, Merhum Atatürk'ün ifadesi ile “Türk milletidir.” Anlaştık mı? Halk olarak farklı farklı halklardan olabiliriz, ama millet olarak bizim adımıza “Türk” denir. Tamam mı? Şimdi ülkemizdeki bu ayrı ayrı halkların kardeş olabilmesi için ekonomi sahasında ben onlara bir yol açtım. “Vatandaşlık maaşı” adı altında vatanını sevsin dedim. Şu anda eğer ben iktidarda olsaydım, her biriniz zengin, fakir ayrım yapmadan biner Türk Lirası maaş alacaktınız. Bunu doğudaki de alacaktı, güneydoğusundaki de alacaktı, burada yaşayan insanımız da alacaktı. Zengini de alacaktı, fakiri de; hanımlarda alacaktı, erkeklerde, anlaştık mı? Dahası var.
Ev Hanımı Maaşı
Sadece vatandaşlık maaşı değil, bir de ev hanımı olduğu için “ev hanımlarına” 1.500 Türk lirası maaş vereceğim. Anlaşıldı mı? İkisini toplayalım kaç para eder. 2.500 Türk lirası eder. Ey Türk anası sen 2.500 liraya oy vermedin. Bugün geçiminde şikâyet ediyor musun? Ediyor musun? Elbette edersin, ben sana 2.500 lira her ay para vereceğim. “Ben istemem” dedin, kimin hatırı için? Kimin hatırı için söyleyin? Kimin hatırı için buna evet demediniz? Ve beni yalancı çıkardınız. Dediniz ki “O konuştuğu konularda -neydi o- Lozan'da gizli bir madde var, Haydar Hoca o maddeyi bilmiyor. Onun için böyle bir icraatın yapılması asla mümkün değildir.” Şimdi aynısını o zaman onlara diyecektiniz. Onları dinlediniz. Ondan sonra kalktılar, 23 yılında farklı farklı hesapların içine girdiler. Yani Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini yıkma düşüncesini siz onların kafasını koydunuz. Ben devleti ayakta tutmak için formüller icat ediyorum. Siz beni terk ediyorsunuz, yalancıların peşine takılıyorsunuz.
Şimdi anneler ve kızlarım! Hem annelik maaşını hem de vatandaşlık maaşını almak için yola çıkmaya benimle var mısınız? Var mısınız? O zaman siz her ay hem vallahi hem billahi 2.500 Türk Lirası maaş alacaksınız. Kocanızın, oğlunuzun yakınlarınızın işi olmasa bile Devlet Baba sizi evinizde hanımefendi gibi yaşatacak ve bakacaktır, var mısınız buna?
Bu Asgari Ücret ile Kimse Geçinemez
Asgari ücret 800 lira mı, 900 lira mı neydi. Ben dedim “ya bu 800 ile bir ayda kimse geçinemez.” Oturdum arkadaşlarımla sohbet ettim. Diyeceksin “hocam kaynağı nereden bulacaksın?” Merak etmeyin. Bende kaynak bol ya! Sizin zaten yanıldığınız nokta bu.
Bizim Ahmet okuyor, Abdulkadir okuyor, Ali Haydar okuyor, hepsi öğrenci. Hepsi de hukukçu. Bir öğrenci kaça okuyor şimdi? 40.000 Lira.
Evet, çocuklar, arkadaşlar ayda 5.000 lira ben her Türk vatandaşına, çalışana asgari ücret vermeliyim ki; benim milletimin karnı doysun, sırtı giysin, ayağında ayakkabısı, çarığı olsun, cebinde parası olsun diye düşündüm, “asgari ücreti 5.000 Türk Lirası” diye ilan ettim. Ne oldu? Meydanlar doldu taştı. Allah Allah! Dedik ki; “artık bu herkes tarafından bilindi, niye verilmesin.”
1.300 lira vadeden bizim 10-15 misli aldığımız oydan fazla oy aldı. 5.000 lira ben dedim, bana da %1 oy verdiler, yani siz verdiniz. Ondan sonra dedim ki; “Ya Rabbi sen bunları bildiğin gibi yap! Benim gönlüme göre iş yapmadılar, şimdi sen bunları istediğin gibi yap, nasıl yaparsan yap! Açlıktan öldürecek misin, fakirlikten boğduracak mısın, ne yaparsan yap! Bunlar bunu hakketti.”
Hakkettiniz, vallahi hak ettiniz. Sen şimdi devlet başkanından istiyorsun. “Kel derman bulsa başına sürer” ya! Evet, tekrar ediyorum. Beraber miyiz şimdi arkadaşlar? Yani oyunuzu vereceksiniz? Bu arkadaşları kira ile mi tuttunuz siz.
((Alkış bu videoda kalsın)
Ev hanımları arkadaşlar işçi statüsünde bu maaşı alacak. E tabi emekli olduğu zaman maaşı alamayacak diye bir durum olabilir mi?
Evlenme Kredisi
Arkadaşlar! Gençler parası anasının da babasının da yok, iki tarafın. Bu yüzden evlenemiyor, yuva kuramıyor. Ben uzun vadeli faizsiz kredi vereceğim, “evlenme kredisi.” Benim bu gençlerimin düğününü yapacağız. Akşam gittik Dörtyol'da bir kardeşimizin düğününü yaptık. Bu krediği aldıktan sonra her gün düğünden düğüne koşacağız. Var mısınız buna?
Doğum İkramiyesi
Doğum yapan her anneye biz “doğum ikramiyesi” vereceğiz. Hem de 15 bin Türk Lirası. Sayın Başkan “3 tane çocuk istiyorum” dedi. Ula senin 1.600 Liranla bu 3 çocuk bakılır mı ya? Bakılmaz.
Sınavsız Üniversite
Artı arkadaşlar, burası mühim. Lise mezunlarının tamamını sınavsız üniversiteye alacağız. Çocuklar hamal gibi her gün, her gün dershanelere, hocalara okuyor yetmiyor. Bir de onun üzerinde aile para bulup çocuğu kurslara gönderiyor. Ben bunu kaç yıldan beri söylüyorum. Bu eğitim değildir, bu öğretim değildir. Biz sınavsız bütün gençleri, üniversiteye alacağız. Artı ama hocam Tıp Fakültesine herkes girmek isterse? Merak etmeyin Haydar Hoca onun ayarını iyi bilir. Ne yaparım ben o zaman? Doktor kaç para alıyor şu anda? Atıyorum 10.000 lira. Öğretmen kaç para alıyor? 5.000 lira. Öğretmenim maaşı 12.000 lira, doktorunki; 10.000 lira. Doktor mu olmak istersiniz, öğretmen mi?
Çok teşekkür ederim sağ olasın çok sağ olun. İşte böyle ağabeyim gibi ama o Nardalı sülalesinden.
Çok teşekkür ederim Allah razı olsun.
Atatürk'ün de sülalesi olan Ehlibeyt
Evet, sevgili arkadaşlar! Burada Atatürk'ün de sülalesi olan Ehlibeyti, Cenabı Hakk'ın Kur'an ayeti ile anlatayım. Ki Mustafa Kemal kimdir bunu tanıyasınız anlayasınız.
Kur'an'da Tathir Ayeti
“Yüce Allah, ancak ve ancak siz ehlibeytten her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak ister” (Ahzap Suresi /33)
Şimdi ehlibeyt kim? Peygamber.
Ehlibeyt kim? Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin.
Atatürk'ün dedesi İmam-ı Ali. Onun elinin üzerinde Hz. Ali'nin eli var. Böyle bir komutanın savaş kaybetmesi mümkün olabilir mi? Onun için Mustafa Kemal her girdiği savaşı kazanmıştır.
Bu ayeti de okuyarak bitireyim:
“De ki ben bu peygamberliğime karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiçbir ücret istemiyorum” (Şûrâ Suresi / 23)
Yani biz Peygamberimizin yakınlarını, Ehlibeytini sevmeye mecburuz. Mustafa Kemal Atatürk de buradan geldiği, İmam-ı Ali'nin torunu olduğu, Hz. Fatıma’nın torunu olduğu için bu ayeti Kerime'ye göre vallahi de onu sevmek farz, billahi de onu sevmek farz.
Bu sohbeti video olarak izlemek için play butonuna basınız