info@profdrhaydarbasenstitusu.org

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Öncesi Değerlendirme - İstanbul / Haziran 2015
29/01/2026 SİYASET 10

    Neler Okuyacaksınız

Türklük Bir Kültürdür, Bir Medeniyettir

Kardeşlerim, 7 Haziran seçimine günler kaldı.  Bu seçimde vereceğimiz karar, ya var olmamızı veyahut da farkında olmadan yok olmamızı meydana getirecek sonuçları ortaya çıkartacaktır.  Onun için 7 Haziran seçimleri için sandık başına giderken, Bağımsız Türkiye Partisi'nin söylediklerini mutlaka hatırınıza getirin. Ve Bağımsız Türkiye Partisi ambleminin altına “evet” diyerek onu iktidara taşıyın.  Aksi takdirde ülkemizin geleceği hüsran olmayı bekliyor.  Şöyle ki, Anadolu, Hacı Bektaşi Veli'nin 1200'lü yıllarda Anadolu'ya kardeşi Menteş'le beraber gelmesiyle birlikte Müslümanlaşma Hareketi devreye girmiş.  Yezdani, Keldani, Süryani, Rum, Ermeni, Türk, Arap, Kürt, Laz, Boşnak, Çerkez hatırınıza ne geliyorsa 36 etnik grup İslam medeniyeti, İslam maneviyatı, İslam siyaseti ve İslam diniyle Müslüman Türk kimliğine bürünmüştür.  Bir millet olmuştur. Biz işte bu mozaikle meydana gelen bir bütünüz.  Yani bu “Türklük” kavramı bir kültürdür, bir medeniyettir, bir maneviyattır.  Türk budur.  Şimdi bu mozaiği dağıtıp üniter yapımızı yok etmek istemeye çalışıyorlar.  Bunlara kesinlikle müsaade etmeyin.  Eğer üniter yapımız bozulur, halklara bölünürsek o zaman herkes imtiyaz arama peşine düşer.  Mesela Laz kardeşlerim der ki: “Filancaya verdin bana niçin vermiyorsun?”  Kürt kardeşim der: “Ona verdin bana niçin şunu vermiyorsun?”  Arap kardeşimiz “hayır ben sizin istediklerinizden daha fazla istiyorum” gibi iddialar ortaya çıkar.  Huzur içinde yaşayan milletimiz bir anda yok olmakla karşı karşıya gelir.  Onun için üniter yapımızı mutlaka devam ettirmek mecburiyetindeyiz.  Başkanlık sistemi bu birliği bu mozaiği dağıtmak onu federatif yapıyla federasyona sonra da başkanlık sistemine sürüklemek demektir ki zerre kadar milletimizin faydasına değildir.  Zaten devletlerin asıl gayesi üniter yapıya kavuşmaktır.  Bize ne oluyor ki vardığımız bu sonucu elimizin tersiyle atıyoruz.  Yani bu nereye benzer?  Efendime söyleyeyim kürek çekerek giden kayığın, motor dönemini “Ya ben yine kürekle yüzeceğim” demesine benzer.  Motorunu inkâr ediyor.  “Motorla gidemeyiz.  Hayır, biz kürekle tekrar çeke çeke sahile yüzeceğiz” demesi gibi çok garip bir iddia olabilir.  Onun için hep beraber buna “hayır, yok” demeliyiz ki ülkemizin bölünmesine ancak bu takdirde mani olabiliriz.  

Cemevleri Ashab-ı Suffa’nın Yaşantısının Uzantısıdır 

Sevgili kardeşlerim, Anadolu'yu İslamlaştıran Hacı Bektaşi Veli kardeşi Menteş'tir.  Yani onların ekibidir.  Sarı Saltuk, Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş'ın yine yetiştirdiklerinden Şems-i Tebriz'i vesaire gibi büyükler Anadolu yaylasında kapı kapı gezerek bu bölgede yaşayan 36 etnik grubu Müslüman yapmıştır.  Bunların adına bugün biz “Alevi” diyoruz.  Alevi kardeşlerimizin ibadethaneleri hukuki statüye kavuşmamıştır.  Maalesef idaremiz bu konuda yanlış adımlar atarak onların itikat üzere olmadığının iddiasıyla “biz bu hakları vermiyoruz” şeklinde tavır takınmışlardır. Birtakım hocaları da fetvalar vererek onları desteklemektedir.  Bu tamamen yanlıştır.  Cemevleri Ashab-ı Suffa’nın yaşantısının uzantısıdır.  Ashab-ı Suffa Peygamber Efendimiz ’in ashabının adıdır.  Orada yaşayanların, sofada yaşayan insanların adına “Ashab-ı Suffa” denir.  Bu Mescid-i Nebevi’nin bitişinde olan yerin adı ve orada yaşayanların ismine de “Ashab-ı Suffa” denir.  İşte onların yaşantısı yemek, içmek, uyumak, Allah'ı zikretmek, Kur'an okumak,  gelen insanlarla sohbet etmek, tebliğ için İslam'ı anlatmak için dış dünyaya açılmak, tekrar oraya gelmek.  Bugün Cemevlerine baktığımız zaman bu yapılanları hayata geçiriyorlar.  Bunlar İslam'ın bizatihi kendisidir.  “İslam'dan değildir” demekle hürriyetlerini hiç kimsenin elinden alma hakkına sahip olamazlar.  Cemevleri hukuki statüye kavuşacak. Onun için oradaki yapılan ibadetlere hiçbir Allah kulu mani olamayacak.  Artı dedeler devletin garantisinde olup, diyanetin memurları şekline dönecek.  Diyanette Alevi kardeşlerimize nasip olursa biz başkan muavinliği vereceğiz.  Ve resmi statüde her dede devlet memuru olarak, maaş alarak hayatını devam ettirecek.  Artı, Ehl-i Beyt Üniversitesi kuracağız.  Bu üniversitede önce Peygamberimizi, daha sonra İmam-ı Alevi, 12 imamı tanıtarak bütün dünyanın müşterek kaynağı haline getireceğiz.  Sadece bir gruba değil, bütün insanlığa bu insanların ilmini aktarmak mükellefiyetindeyiz.  Bunu da inşallah Ehl-i Beyt Üniversitesi ile hayata geçireceğiz.  Bugün Alevi kardeşlerimiz ne ortaokullarda, ne liselerde, ne üniversitelerde kendi din anlayışlarını öğrenemiyorlar.  Kısmet olursa orta, lise, ilahiyat tahsilleri gibi onlara dini tahsiller, dedelerin bilgileriyle o istikamette,  12 imam hakkındaki bilgilerle, fıkıhla, akait itikatlarıyla inşallah bilgiler verilecek, yetiştirilecek.  Cemevlerinde bu kardeşlerimiz gerektiği zaman dedelik vazifesi göreceklerdir. İnşallah bizim dönemimizde, Bağımsız Türkiye Partisi döneminde biz bunları hayata geçireceğiz. 

Bağımsız Türkiye Partisi Olarak Asgari Ücreti 5000 Türk Lirası Yapacağız

Sevgili kardeşlerim Türkiye’mizde hakikaten geçim zor şartlar altında gidiyor. 1000 Lira asgari  ücretle bir insanın idare etmesi bugün mümkün değil. Yoksulluk sınırı 4300 Türk lirasıdır. Bu şartlarda sen İstanbul'da, Ankara'da,  İzmir'de oturacaksın ve hayatını berkemal devam ettireceksin. Bu mümkün mü? Bir defa kirada oturuyorsan 500 Liranın altında senin bir ev bulman asla mümkün değil. Zaten senin tuttuğun evle vereceğin kira elektrik ve suya yeter. Yemen, içmen, giyinmen asla mümkün olmaz. Hele “bir tarafa gideyim, gezeyim, ailece çoluk çocuk huzur içerisinde bir nefes alayım” deme imkân ve fırsatın yoktur. Onun için Bağımsız Türkiye Partisi asgari ücretini tam 5000 Türk lirası  yapacak. Bunda kuşkun olmasın. Birazdan bunun kaynaklarını izah edeceğim, göreceksiniz. Biz bunu ortaya koyduğumuz zaman “Nasıl verecek? Nereden verecek? Kimin malını verecek?” Gibi çığırtkanlık yapanlar olmuştur. Onlara vereceğimiz cevabı birazdan sizlerde göreceksiniz. Artı her ev hanımı 1500 Türk lirası maaş alacak. Burada şunu söyleyeyim asgari ücretle çalışan kardeşlerim bir devlet memuru olabilir, işçi olabilir, emekli olabilir yani; işçi, emekli, memur kardeşlerimin tamamı bu ücreti alacaktır. 5000 Türk lirasını alacaktır. Bazı arkadaşlarımız diyor ki efendim “işveren işçi çalıştırıyor, bunlar nasıl olur bunu verme imkânı var mı?” Biz onlara da devlet olarak destek olacağız. Bugün mesela asgari ücret kaç para veriyor? 1000 lira 1500 lira neyse. İşverenin verdiği paranın üzerine noksanı devlet babası tamamlayacak.  Bunda kimsenin kuşkusu olmasın. Biz sermayeye karşı değiliz. Onu da ayağa kaldıracağız, onu da söz sahibi yapacağız, güç sahibi yapacağız onlar endişe etmesinler. Bizden herkese fayda var, zarar yoktur. Artı kardeşlerim doğum ikramiyesi olarak her anneye 15.000 Türk lirası verilecek. Artı yine o çocuklarımız büyüyünceye büluğ çağına gelinceye kadar 250 lira Türk parası alacak. Artı vatandaşlık maaşı, memleketimizde yaşayan her insana 1000 Türk lirası maaş verilecek. Doğusundakine, batısındakine, güneydoğusundakine… Bunu niçin düşündük biliyor musunuz? Düşünmemizi sebebi artık halkımız devletine karşı isyan eder vaziyete geldi. Vatandaşımız devletini baba olarak görecek. Devlet onu koruyacak, haklarını koruyacak. Mülk sahibi olandan vergi alıyor, yaşı geldiğinde askere gönderiyor. Devlet vatandaşından hizmet görüyor, Allah nasip ederse devlet babası da o vatandaşına hizmet edecek.  Bu dediklerimizi ona verecektir. Bunda hiçbirinizin kuşkusu olmasın. Birazdan size bunu nasıl vereceğimi izahını yapacağım. Hep beraber göreceğiz ki biz daha da fazlasını verebilme imkânına sahibiz. Ne olarak?  Devlet olarak.


Devlet Olarak Senyoraj Hakkımızı Kullanarak Emisyonu Genişleteceğiz

Kardeşlerim az evvel saydığım bu rakamları nereden vereceğiz?  Bakınız bizim yılda 2 trilyon Türk lirası kazancımız var. Ama bu vatandaşın dükkânların raflarında mal olarak mevcuttur.  Bu paraya dönüşmemiştir.  Hâlbuki iktisat kurallarına göre gayri safi milli hâsıla para olarak piyasaya girmesi lazım ki vatandaşın cebinde olsun, pazara gitsin alışverişini yapsın, tüketimi devreye koysun. Tüketim devreye girince üretimde onu tamamlasın. Yani tüketimle üretim, emme basma tulumba gibidir.  Siz tüketebilirseniz üretme imkânı ortaya çıkar.  Üretme imkânı ortaya çıktıktan sonra da tüketirsiniz, üretirsiniz; tüketirsiniz, üretirsiniz.  Emme basma tulumba gibi bu devam ettiği müddetçe o millet, o devlet sürekli kalkınma dönemine girer.  Allah nasip ederse bu bizim dönemimizde hayata geçecek. Türkiye dünyanın en zengin devletlerinden biri ve milleti de en zengin milleti olacaktır. Bakınız şimdi izah edeyim.  Bizim yıllık kazancımız 2 trilyon Türk lirası girdisi vardır. Bu 2 Türk lirası mal olarak eldedir. 35-36 yıldan bu tarafa bir tek kuruş bu kazancımızın karşılığında piyasaya para girmemiştir.  Bu kadar servet olduğu halde eğer piyasaya para girmezse sirkülasyon olmaz, ticaret olmaz. Gidersiniz dükkânlara raflar ağzına kadar dolu cepte para olmadığı için iş yapamazsınız. İşte bunu yapmak için biz devlet olarak emisyonumuzu genişleteceğiz senyoraj hakkımızı kullanacağız. Yani paramızı basacağız. 2 trilyonu biz kasamıza koyduğumuz zaman, hazinemize koyduğumuz zaman işçimize, memurumuza, emeklimize, esnafımıza, köylümüze, tarım kesimine, hayvancısına rahatlıkla bunu verebilir miyiz? Elbette veririz. Şimdi sevgili kardeşlerim bu ana kadar bu yapılmadı. Bunu biz yapacağız. Yetmedi, bakın bizim 3 katrilyon dolarlık yer altı kaynağımız var.  Biz bu kaynakları Allah kısmet ederse hukuken tespit davası açacağız.  Mahkeme kararıyla bunları tespit edeceğiz.  Yani hukuken bilirkişi raporu gelecek. Onlar ortaya konacak. Denecek “Trabzon’da şu var, Giresun’da bu var,  Samsun'da, Ordu'da, ne bileyim Antep'te vesaire Türkiye’nin 81 ilinde şu şu madenler şu kadar para tutarındadır.” Atıyorum ben şu katrilyon dedim. Ama bunların tamamına gerek yok.  500 trilyon dolarlık tespit davası açacağım.  Hukuki sonuçlara elde edeceğiz. Bu kararı alıp hazineye koyacağız.  Bu teminattır.  Bu teminatı Merkez Bankası'na bildireceğiz.  “Bak benim burada tam 500 trilyonluk servetim var.” Daha ben sendikasyon kredisiyle Amerika’dan Avrupa’dan para alarak hazineme koymayacağım. Borçlu olmayacağım. Kendi servetimin karşılığı paramı basacağım.  Bunun sebebi paramızın konvertibl olması içindir.  Yani uluslararası bir kıymet taşıması içindir.  Şu anda senin paranın hiçbir kıymeti yok. Sana ait zaten para da yok. Senin paran doların tercümesi. Ama bizim yaptığımız gibi olduğu takdirde bu milli para olacak. Türk parası olacak. Dünyanın her yerinde geçerli olacak. Bunda kuşkunuz olmasın. İşte bunu yapacağız.  Bu 500 trilyonun yılda biz 2 trilyonunu devreye koyacağız. 2 trilyon dolarını. 2 trilyon dolar bugünkü parayla 5 trilyon Türk lirası eder.  Bu 5 trilyon Türk lirası 2 trilyonda gayri safi milli hasılamız toplam olarak ne etti?  7 trilyon Türk lirası etti. Artı sevgili kardeşlerim bir de enerjiden girdilerimiz olarak olacak. Bunları dosyalar halinde hazırladık. Bu enerjiden gelirimizi Allah kısmet ederse 200 milyar Türk lirası civarında bir girdimiz olacak ki topladığımız zaman elimizde olan para miktarı 7 trilyon 200 milyar civarında bir girdi olacak. 7 trilyon 200 milyar civarında bir girdi olacak. Sevgili arkadaşlarım bakınız bu kadar geliri biz hiçbir harcamayla tüketemeyiz.  Niye? Ben 5000 liradan asgari ücreti  verdiğimde 20 milyona bunu çarpın ayda 100 milyar gider eder. Bir yılda 1 trilyon 200 milyar giderimiz olur.  Artı 1500 lira ev hanımlarına maaş verdiğimizde 20 milyon ev hanımı kabul etsek ki o kadar yok. Bu da 360 milyar Türk lirası eder. 30 milyon insanın da 1000 liradan asgari ücret aldığını kabul edersek o da 360 milyar Türk lirası eder. Toplam 1 trilyon 920 milyar giderimiz var. Neydi bizim elimizdeki servet? 7 trilyon 200 milyar.  7 trilyon 200 milyardan siz 1 trilyon 920 milyara çıkarsanız elinizde ne kadar para kalır, ne kadar servet kalır? 5 trilyonun üzerinde bir servetiniz kalır. Biz istersek göreceksiniz Allah nasip edecek bunu daha fazlasıyla vatandaşımıza vereceğiz.  Hiç kimse mağdur olmayacak. Herkesin cebi para görecek. Yüzü gülecek.  “Elveda fakirlik, hoş geldin zenginlik” diyeceksiniz. Ben varım siz var mısınız? 

Bizim Dönemimizde Hiçbir Allah’ın Kulu İşsiz Kalmayacak

Kardeşlerim şimdi gençlere söyleyeceklerim var.  Siz ülkemizin en kıymetli varlıklarısınız.  Eğer milletimiz sizi kendi yararına, kendi yararınıza kazanabilirse biz büyük millet büyük devlet mutlaka oluruz. Ama sizi kazanamadığımızda, kaybettiğimizde sıfıra sıfır elde var sıfır olur. Onun için siz gül bebeğimizsiniz.  Bizim gülümüzsünüz.  Bunu hiç unutmayın. Onun için siz okuyup okuyup liseyi bitirdiğiniz yıllarda önünüze tekrar bir sınav efendim sonucu getiriyorlar.  E kazanabilir misin? Kazanamaz mısın?  Ömrünüzü sınavla geçiriyorsunuz. Bunu kaldırıyoruz.  Sınavsız üniversite dönemine giriyoruz.  Siz okumak istediğiniz takdirde üniversiteye sınavsız gireceksiniz. İstediğiniz fakültelerde okuma imkânına sahip olacaksınız.  Artı harçlar kalkacak. Nedir ya? Zaten vatandaşımız açlıktan nefesi kokuyor. Bir de bunun sırtına harç yükünü getireceksin.  Bunu biz Allah nasip ederse kaldırıyoruz. Mezun olduğunuz gün, mezuniyetinizden dolayı sizi mesleğinize göre vazifeye tayin ediyoruz.  Bizim dönemimizde hiçbir Allah kulu işsiz kalmayacak. Artı otuz yaş ve yaş üzeri olan kardeşlerim var. Bir milyona yakın bu insanlar üniversite kapılarında sürünüyorlar.  Hızlandırılmış eğitimle onları da mezun edeceğiz. İnşallah hemen onları da mesleklerine göre tayin edeceğiz.  Bunda kuşkunuz olmasın.  
Sevgili kardeşlerim, öğretmenler, mühendisler, sağlık memurları, veterinerler, ziraat mühendisleri vesaire gibi kardeşlerim anında tayin edilecek.  İnşallah bize de hayır dualarınızı yapacaksınız. Tekrar ediyorum, bizim dönemimizde işimiz o kadar olacak ki işten başımızı kaşıyacak vaktimiz olamayacak.  Endişe etmeyin.  El ele verelim, bu işi bitirelim.  

Tohumu, Mazotu, Gübreyi ve Suyu 5 Yıl Bedava Vereceğiz

Kardeşlerim, şimdi önümüzde terk edilmiş bir tarım dünyası var.  Tarımı olmayan ülkelerin ayakta durması,  rahat nefes alması,  asla mümkün değildir.  Tarım ürünleri stratejik üründür.  Şimdi,  senin yiyecek ekmeğin yok,  içecek suyun yok,  nasıl savaşacaksın?  Onun için dünya milletleri tarıma ciddi destek verirler.  Bakınız, Amerika Birleşik Devletleri’nde 50 milyar dolar doğrudan tarıma destek vardır.  Artı,  Avrupa Birliği’nde 50 milyar euro doğrudan tarıma destek vardır. Bu gelince sıfır.  Şimdi Allah nasip ederse biz kapılarımızı açıyoruz.  Tarım kesimine tohumu, gübreyi, mazotu, suyu 5 yıl bedava veriyoruz.  Kısmet olursa istediği gibi tarım dünyası ekmeye, biçmeye imkânına sahip olacak.  Hiçbir tahdit uygulamasıyla önü kesilmeyecek.  İstediği mamulü ekecek,  istediğini biçecek.  Pazarı devlet babası bulacak.  Tohumunu ekmeden  %50 avansını alacak.  Bu aldığı avansla birlikte her türlü imkâna kavuşacak, istediğini yapabilecek.  Kardeşlerim, artı devlet tarıma doğrudan destek verecek.  Bu verdiği destekle müstahsil kalkınacak.  Cebinde para görecek.  Bakınız “%50 avans” dedik size.  %50 avans ürününe karşılık.  Doğrudan destek bizzat çiftçiyi bila ücret yani karşılıksız desteklemektir.  Cebine para koymaktır.  Ha bu şudur demiyorum ama bu bugünkü gibi değil.  Avrupa ve Amerika’ya yakın bir parayla biz inşallah çiftçimizi destekleyeceğiz.  Artı çiftçi kardeşimiz ve ürünleri sigortalı olacak.  Herhangi bir afet karşısında kardeşlerimiz bir tek kuruş zarara uğramayacaklar.  Yine emeklilik imkânı elde edecekler.  Ve de bu kardeşlerimiz huzur içerisinde artık topraklarını değil ürünlerini satacaklar. E bugün ne yapıyoruz?  Toprağımızı satıyoruz.  Borcumuzu vermek için. Buna “son” diyeceğiz. Ondan sonra ne yapıyorsun? Şehre gidip kapıcı oluyorsun. Var mısınız buna son demeye? 
Hayvancılığa da doğrudan destek verilecek. Bugün olduğu gibi fakir fukara hayatı yaşamayacak.  Sütü siz 1 liraya mal ediyorsunuz. 110 kuruşa satıyorsunuz. Artık buna son.  Kısmet olursa en az 175 kuruşa  %75 karla bu ürünü satma imkânını bulacaksınız. E bugün ne yapılıyor? İthal hayvanlar getiriliyor. İthal et getiriliyor.  Sen yetiştirdiğin etten kar etmek yerine zarar ediyorsun.  Bunlara gümrük duvarlarını yukarıya çekerek son vereceğiz. Senin kalkınman, senin kazanmak için bütün imkânları seferber edeceğiz. Ben varım,  sen de var mısın?


Şoförlere Vasıtasını Yenilemek İçin Faizsiz Kredi Vereceğiz

Kardeşlerim nakliyecilerin de hakikaten işleri içler acısı. Neden?  Ee 5 kuruş kazanıyor, 6 kuruş masrafı oluyor. Bütün vasıtalar eskimiş durumda.  Yenilemek için servetini satması gerekiyor. Allah kısmet eder bizler faizsiz uzun vadeli 10 yıl vade ile onun vasıtasını yenilemek üzere ki ona kredi vereceğiz. Ve böylece hayatta kazandığını harcama, para kazanma imkânına sahip olacak.  Artı sigortalı olarak hayatlarına devam edecek,  onların sigorta masrafını devlet babası üstlenecektir.  Bu konuda da inşallah el birliği yapacağız. Biz varız inşallah sizler de varsınız. 


Borçlardan Faizler Silinecek

Sevgili kardeşlerim bugün bütün insanımızın başının belası olan kredi kartları borcu. Bu borçlar o kadar artmış ki 360 milyar Türk lirası seviyesine çıkmış. Vatandaşımızın bunu ödemesi gerçekten zor. Allah nasip ederse Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı döneminde borçla faizler ayrılacak.  Kaç para borcumuz var?  Atıyorum 10 bin lira.  Kaç lira faiz borcu var? 50 bin lira.  10 bin liranın 50 bin lira faiz borcu var.  Biz 10 bin lirasını borçlu kardeşimizin sırtına yükleyeceğiz. Bankayla konuşacağız. Ödeyebileceği tarihte kısmet olursa bu 10 bin Türk lirasını ödeyecek.  Ve faizleri de bizzat devlet babası üzerine alarak bankayla anlaşıp ödeme takvimiyle birlikte onları da halledecek. Bu şekilde vatandaşlarımıza yapılması gereken her türlü imkânı onların önüne sereceğiz.  Onun için el ele vereceğiz.  İnşallah bu zaferi hep beraber elde edeceğiz.  Ülkeyi kesinlikle böldürmeyeceğiz.  Bir bilek bir yürek alacağız.

Sivil-Asker, Devlet-Millet Birliği Şarttır

Bak sivil asker devlet millet beraberliği, birliği şarttır.  Biz Türk milleti olarak bir merkezi otorite etrafında bir araya geldik.  Senelerce bu otoriteyi yıkmak için iftiralar yapıldı, dedikodular ortaya atıldı. İngiliz istihbaratının uydurdukları,  Yunan istihbaratının uydurdukları delil olarak bu yalanlar milletimize aktarıldı.  Ya Türkiye'nin merkezi bu ülkeyi kuran insandır, Mustafa Kemal Atatürk'tür.  Mustafa Kemal Atatürk’e söylenmedik söz kalmadı.  Peygamberimizin sülalesindendir.  Hazreti Hasan Hazreti Hüseyin’in soyundandır.  Kim? Mustafa Kemal. Sen bunu biliyor musun? Yok.  Feyzullah Efendi Şeyhülislam Zübeyde Hanım'ın dedesidir.  Onun sülalesinden tam beş tane Evliya-i Kiram Hazeratı vardır. Halveti,  Rufâi, Mevlevî,  Şâzeli, Bektaşi tarikatlarından. Sen bunu biliyor musun? Yok.  Sevgili kardeşim ya babası Ali Rıza Efendi, İmam-ı Rıza Efendimizin soyundandır.  İmam-ı Rıza Peygamberimizin torunlarındandır.  Onun soyundan gelen Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin’in soyu Mustafa Kemal’in soyudur. Evet, kardeşlerim bunu biz araştırarak ortaya koydum. Şimdi onun soyuna da baktığımız zaman büyük velilerin yetiştiğini,  insanlığa hizmet ettiğini görüyoruz. Mevlevî,  Rufâi, Şâzeli,  efendime söyleyeyim Bektaşi gibi büyük tarikatların velilerinden gelme bir insandır Mustafa Kemal. Onun için Mustafa Kemal hafızdır, hafızı kelamdır. Bunu biliyor musunuz?  Yaşar Efendi ile her gün oturur karşılıklı Kur’an’ı mukabele ederdi. Bakınız Ramazan-ı Şeriflerde Cuma namazını Hacı Bayramı Veli Camisinde kılardı.  Artı diğer camilerde kılardı. Düşünebiliyor musunuz?  Mustafa Kemal Paşa’nın Nasrullah Camii’nde okuduğu 60 sayfalık bir hutbe vardır.  Bugün senin en kıymetli din adamlarının bu kadar dini konulara hâkim olarak 60 sayfalık bir hutbe okuduğunu görebildin mi?  Hazırlanmış hutbeleri gelirler çıkarlar okurlar. Ama Mustafa Kemal 60 sayfalık hutbeyi okuyor. “Minberler halkın dimağları için feyiz kaynağıdır. İnsanları Allah’a, Peygamber'e taşıyan yolun adıdır.” Bunu kim diyor? Mustafa Kemal Paşa diyor.  
Sevgili kardeşlerim bu insana bugüne kadar iftira edildi.  Anasına iftira edildi.  Sülalesine iftira edildi.  Onun etrafında bir ve beraber olacağız.  Türkiye Cumhuriyeti laik demokratik hukuk devletini bize emanet etti.  Japon sınırlarından Viyana kapısına kadar uzanan bu imparatorluk gidiyordu işte Mustafa Kemal geldi, 19 Mayıs 1919’da istiklal mücadelesiyle bu devleti kurma imkânını bize ikram eyledi. Devleti kurdu, bize teslim etti. Onun için teslim aldığımız bu devleti kıyamet sabahına kadar el ele verip beraber götürelim. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.  İlgi alaka bu seçimce çok ciddi, çok önde.  Allah hepinizden razı olsun.  Allah ömrünüzü uzun eylesin.  Bereketli eylesin.  Rızkınızı bol eylesin.  Hiç kimseye sizleri muhtaç eylemesin. Sağ olun, var olun aziz kardeşlerim.  
 

Bu sohbeti video olarak izlemek için play butonuna basınız



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir