info@profdrhaydarbasenstitusu.org

Yazık, çok yazık
26/08/2013 Köşe Yazısı 115
Başbakan Erdoğan'ın Müslüman Kardeşler lideri Bilteci'nin kızı Esma'ya yazdığı mektubu dinlerken ekranlara yansıyan hali, Yeni Mesaj gazetesinin kıymetli yazarlarınca irdelendi. Mısır'da darbe karşıtı gösteriler sırasında hayatını kaybeden Esma'ya hüngür hüngür ağlayan Erdoğan'ın BOP sürecindeki icraatları ve o tarihte akan kana olan kayıtsız tavrı örnekleri ile ele alındı. Biz de konunun önemine binaen bir kez daha bugünün Erdoğan'ı ile dünkü Erdoğan'ın ruh halini örneklendirelim istedik. Zira bugün darbe denince Türkiye ve başbakanlığı aklına gelen Erdoğan, on yıllık icraatları döneminde işgal, savaş, kan, gözyaşı, milyonlarca ölüm görmüş ancak hiç birinde ekranlardan canlı yayında ağlamamıştır. Bugün yaşadığı hal ya bundan birkaç ay evvel Aksaray'da ona hitaben dediğimiz,  "Kaderin Hüseyin bin Ali'nin kaderine benzeyecek, dünya sana dar gelecek" ikazımızı yeni anlamasındandır ya da Sayın Başbakanın sinirleri kendinin de müsebbibi olduğu savaş siyasetinden, akan kandan ve ölülerden iyice bozulmuştur. Sayın Başbakan, "camiler kışlamız, minareler süngümüz" diyerek, iktidara geldikleri günden kısa bir süre sonra 21. yüzyılın Haçlı organizasyonu olarak nitelenen Büyük Ortadoğu Projesi'nde eşbaşkanlığı kabul etti. Bu vazife önce Kaddafi'ye teklif edilmiş ama o bu ağır vebali reddetmiştir. Başbakanımız ise halen vazifededir. BOP kapsamında 22 İslam ülkesinin sınırlarının ve inancının değişmesinin planlandığı hiçbir zaman gizlenmemiştir. Gururla ve defalarca ifade edilen eşbaşkanlık vazifesi bakın nelere sebep olmuştur:  Sayın Erdoğan, Bush ile beraber BOP'un eşbaşkanı olduğu dönemde İspanya Başbakanı Zapetero ile de Medeniyetler İttifakı'nın eş başkanlığını yapmıştır.Her ikisi de tarihi Müslümanı ve İslam dinini yok etmek üzerine yazılmış Batının 21. yüzyıldaki Haçlı Seferleridir. ABD'li Wolfovitz'in ifadesi ile Erdoğan Irak işgaline destek vermiştir. Ak Partisi, Irak'a tezkerenin geçmemesi ihtimalini değerlendirirken, eğer tezkere geçmezse "Yahudi lobisinin desteğini kaybederiz" yorumunu yapmıştır. 1 Mart Tezkeresi Meclis'ten geçmemesine rağmen, ABD savaş araç gereçleri genelge ile Türkiye'den nakledilmiştir. Sayın Başbakan, Iraklı Müslümanları katleden askerler için "Kahraman ABD askerlerinin evlerine sağ salim dönmeleri için dua" etmiştir. Erdoğan, İsrail'e sert söylemlerde bulunsa da, dünyada sadece 10 kişiye verilmiş olan Yahudi Cesaret Madalyası'nı WJC teşkilatından alan tek Türk'tür.  Kuzey Irak'ta Türk askerinin başına çuval geçirilmiş, bugün TV ekranlarında Mısırlı kıza ağlayan Başbakan bu onur kırıcı hal karşısında dahi ağlamamıştır.Irak işgali için eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, "ABD, İncirlik'ı kullandı. 4990 sorti buradan Irak'a yapıldı" açıklamasında bulunmuştur. Irak ve Afganistan işgalleri ile Birleşik Devletler, on binlerce kadının namusunu kirletti, türbeleri talan etti, milyonlarca Müslümanı katletti.  Yine BOP'un bir devamı niteliğindeki Arap Baharı'nda da fiilen yer alınmış; Libya'yı bombalayan uçakların İzmir'den kalkmasına izin verilmiştir. Ak Partisi İsrail'i korumak maksadı ile Lübnan'a asker göndermiştir. Yine İsrail'i korumak için Malatya Kürecik'e füze kalkanı yerleştirilmesine müsaade edilmiştir.NATO askerleri Patriotlar ile Kahramanmaraş, Gaziantep ve Adana'ya yerleştiler. Bu süreçte, İzmir'e NATO Karargâhı kuruldu.Suriye işgalinde de Türkiye maalesef hep ilk safta yer aldı. Üstelik Suriye konusunda izlenen politika ile Türkiye bölgesinde yalnızlaşmıştır Türkiye yanlış Suriye politikası ile karşısında zorla Rusya - Çin - İran bloğu oluşturdu. The Times gazetesine göre ABD, Libya'da kalan silahları, havan toplarını, ısı güdümlü uçaksavarları Türkiye üzerinden Suriye'deki isyancılara nakletmiştir.Muhalif denilen isyancılar, Türkiye'de eğitildi, kamplarda korundu. Türkiye'deki bomba imalathaneleri ortaya çıkarıldı. Gelişmelerden sonra Suriye'de camiler bombalandı, binlerce Müslüman can verdi. Sahabe kabirleri yerle bir edildi. Acaba Sayın Erdoğan, BOP eşbaşkanlığını kabul ederken, bu icraatlara dahil olacağını tahmin etmemiş miydi?  Bütün bunlardan sonra Mursi'ye bakıp ağlamasından, geçmişte hukukunun olduğu Kaddafi'nin, Mübarek'in, Esad'ın ne hale geldiğini düşünerek muhakeme yapmasından daha doğal ne olabilir ki?