info@profdrhaydarbasenstitusu.org

MEM’siz kurtuluş olmaz
22/02/2012 Köşe Yazısı 88
Avrupa Komisyonu’nun bir araştırmasına göre, 2020 yılına kadar Avrupa’nın yaşlı nüfusu yüzde 20 oranında artacak.
Bu, devletin vereceği emeklilik maaşının da daha fazla kişiye dağılacağını gösteriyor. Komisyon, çözüm olarak AB ülkelerinde çalışma yaşının uzatılmasını istiyor.
Yani, emekliler şu anda AB ülkelerinde devlete bir yük olarak kabul edilmiş bile.
Hatırlanacaktır, geçtiğimiz günlerde aynı “yük “gerekçesi ile Yunanistan’a yapılacak mali yardımın koşullarından birisi de “emeklilerin maaşlarında kesintiye gidilmesi” idi.
Emeklilik yaşının geciktirilmesi veya maaş kesintileri, ekonomik kriz ile boğuşan AB ülkelerinin yanlış çözüm arayışlarına birer örnek olduğu gibi, kapitalizmin insanı görmek istediği noktayı da ortaya koymaktadır.
Zira kapitalizmin temeli, toplumun ihtiyaçlarının karşılanması değil, bir avuç elit kişinin her şeye sahip olmasıdır.
Bu kurala göre, herkes çalışmalı ve belli bir kesimin menfaatlerine hizmet etmelidir.
Çalışma vazifesini yapamayacak yaşlıların ise, bu sistemde “bir yük “olmaktan başka vasfı kalmamaktadır.
Çünkü üretime dayalı bu sisteme göre, insan “bir grup azınlık” için vardır.
Oysa tüketime dayalı tek ekonomi modeli olan Milli Ekonomi Modeli’nde insan hangi yaşa gelirse gelsin tüketeceği için ekonomik bir değerdir.
Ve devlet vatandaşına hizmet etmekle vazifelidir.
Bizim ortaya koyduğumuz bu bakış açısı AB ülkelerinde ve kapitalist sistemde adeta, toplumdan dışlanılan yaşlılara yani insana kaybettiği değeri vermesi açısından çok önemlidir.
Ve AB, vatandaşlarının kendinden beklediğini ancak Milli Ekonomi Modeli ile sunabilir.
Almanya Heilderberg’de yapılan 3. Uluslararası Mili Ekonomi Modeli Kongresi’nde de yaşlıların devletler için sorun görüldüğü konusu sunulan tebliğlerde yer almıştı.
İtalya Parma Üniversitesi’nden katılan Prof. Dr. Francesco Daveri, bu konuda yaptıkları bir araştırmadan bahsederek şöyle demişti: “Finlandiya’dan bir arkadaşımla beraber yaptığımız bir araştırmanın sonucunda şu neticeye vardık: Yaşlı insanlar, mevcut ekonominin getirdiği iş gücü olarak çok daha zor şartlarla karşı karşıya kalıyor. Çoğu şirketler bu insanları bütün tecrübelerine, bilgi birikimlerine rağmen bir yük olarak görüyor. Üstelik Avrupa’da pek çok düzenleme getirilmesine rağmen durum böyle... Yük kabul ediliyorlar. Ancak Milli Ekonomi Modeli ise insanının tüketim kabiliyeti ile bir değer olduğu görüşünde. Bu, sorun için bir çözüm üretiyor, yaşlansa da insanların değeri azalmıyor. Çok ciddi bir devlet gücü, ciddi, güçlü bir devlet imkanı olan bir devlet öngörüyor.”
Ve Prof. Daveri, Milli Ekonomi Modeli ile kapitalist sitemi karşılaştırarak şunları ifade etmişti: “Kapitalist sistemde üreten insan kıymetlidir. Üretme kabiliyetini yitiren yaşlılar bu yüzden kıymetsizdir ama Milli Ekonomi Modeli’nde tüketen insan kıymetlidir. Yaşlı da tükettiği için kıymetlidir. Milli Ekonomi Modeli’nin insana değer veren, insan merkezli model olma özelliği de buradan kaynaklanmaktadır.”
Prof. Daveri, tezimizin tüketime dayalı olmasından yola çıkarak AB ülkelerindeki yaşlılar için bir ümit olduğundan bahsetmiştir ki bu doğrudur. Tüketim eksenli tek analiz olan Milli Ekonomi Modeli için “toplumu oluşturan her birey” ekonomi çarkının dönmesine katkıda bulunacak elemanlardır yani tüketen olmazsa üretimin manası olamaz. Bu gerekçe ile sadece çalışan ve üreten genç nüfus değil, tüketen yaşlılar da ekonomik bir değerdir.
AB ülkelerinde hem krizin aşılması hem de vatandaşının istediği değeri görebilmesi Milli Ekonomi Modeli’nin hayata geçirilmesine bağlıdır.
Editörün Seçtikleri